Mim (Sobe) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mim (Sobe) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2011

Yıl Sonu Gösteri$i Mimi

Bu sene Ada'nın okulunda 5 Haziranda yıl sonu gösterisi var. Daha önce de Nurturia'da arkadaşlarla bu konu üzerinde tartışmıştık. Faydalı mı? Zararlı mı? Gerekli mi? Diye. Herkesin kendine göre bir yorumu var tabii. Ben de yıl sonu gösterisi olayını duyduğumda bununla ilgili kafamda sorular dolaşıyordu ki Damla'nın mimini gördüm.

Konuyu kafam da tartacağıma yazıya dökeyim bakalım neler çıkacak dedim. Konu ile ilgili çok düşünmedim çünkü kararsızım. Ama onu sahnede görmek büyük haz olacak buna eminim.

Çocuğunuzun devam ettiği kreşte çocukların gösteri yaptığı bir organizasyon düzenleniyor mu? Gösterinin süresi nedir? Nerede yapılıyor?
Evet, Okulumuz da böyle bir etkinlik düzenleniyor. Süresi ile ilgili bir bilgim yok. Kızımın okulu Marmara kolejinin butik okulu. Organizasyon ise kampüste yapılıyor.

Gösteriye nasıl bir hazırlık yapılıyor? Haftada kaç saat bu iş için harcanıyor?
Yılın başından beri varolan derslerimiz bale, folklor, ingilizce, müzik, beden eğitimi gibi, ders içerisinde kareografiler hazırlamaya başladı bildiğim kadarıyla. Yaklaşık 2- 3 haftadan beri ise kampüse gidip sahnede hazırlık yapıyorlar. Derslerin içine yayıldığı için toplam haftalık süre 4-5 saat olabilir ama tam bilemiyorum.

Gösterinin çocuğunuza ne yararı olacak? Sizce çocuğunuz için bu hazırlıkların, ya da gösterinin kendisinin verebileceği zarar var mı?
Ada sosyal bir çocuk tiyatroyu ve sahneyi çok seviyor. Orada olmak onu eğlendiriyor. Evde de bazen kendisine sahne hazırlayıp bebeklerine ve bize oyunlar düzenliyor. Bu nedenle sahnede olmak ve seyirciler karşısında oynamak onu mutlu edecektir diye tahmin ediyorum.
Zarar verir mi diye düşünüyorum ama aklıma bir şey gelmiyor. Sahne korkusu olsaydı ve duruma zorlansaydı o zaman zarar görebilirdi gibi geliyor. Ada'yı tek üzebilecek şey folklor de kına gecesi varmış orada ortada gelin olmayı iki arkadaş istiyorlarmış. Öğretmen ise "hangisini seçeceğim" diye kara kara düşünüyormuş. Birisinden birisi üzülecek.

Bu gösterinin okula ne yararı var? Ne gibi yükleri olabilir?
Okulun kendisine; biz bunları yaptık, yıl içerisinde boş durmadık gibi bir manası olabilir. Yükleri ise derslerden ve oyun zamanlarından çalınan süreler olabilir. Ama zaten bu çocuklar bunları oyun olarak görüyor. Hatta grup olma, beraber hareket edebilme gibi faydalarıda var.

Öğretmeni sizce bu hazırlığı severek mi yapıyor?
Benim gördüğüm kadarıyla severek yapıyor. Öğretmenimiz çok genç bu işten zevk ve keyif alıyor. Onlarla oynamak, öğretmek, onların yapabildiklerini görmek hoşuna gider sanırım.

Bu gösterinin veli olarak size ne yararı var?
Ada'yı orada görmek. Kendi kendine bir şeylerin üstesinden gelmesi, belki sadece denemesi bile benim için ayrı bir keyif.

Sonuç olarak şunu çıkardım ki ben yıl sonu gösterisi olayından rahatsız değilim. Kendi çocukluğumdan da hatırladığım kadarıyla biz de yapardık ve çok keyif alırdık.

15 Şubat 2011

İtiraf Ediyorum

Annelerin itiraflarını okuyorum bir kaç günden beri. Ben de kendime soruyorum ama vereceğim cevaplar beni korkutuyordu. Kimse mimlemedi. Kendi kendime itiraf etmeye karar verdim.

*Ben tahammül sınırı düşük bir insanım. Çok çabuk parlayabiliyorum. Bazen Ada'ya çok bağırdığım oluyor. Hatta sinirle vurmuşluğum bile var. En zor olanı en başta itiraf ediyorum. Bu beni en çok üzen şey çünkü. İçim acıyor.

* Ada evdeyken bir şeyi rahatça yapmama izin vermiyor o yüzden evde olması beni çok yoruyor. Bazen iş yapabilmek için T.V. açıyorum. Sınırlıda olsa açıyorum.

* 15 gün okul tatilken çok zorlandım. Ada'nın okulda olması beni çok rahatlatmış o varken bir sürü işim havada kaldı çünkü. Gitmesine sevindim ama buna da çok üzülüyorum. Ama orada mutlu diyorum kendi kendime.

*Bazen hır çıkmasın diye dediklerini yapıyorum. Onunda inadı daha çok kuvvetleniyor gibi geliyor.

22 Aralık 2010

Emzirme Reformu Sobesi (Mimi)

 "Emzirme reformu" bir süreden beri bu işin içindeyim. Çalışmıyor olabilirim. Sorunları bizzat yaşamış olmaya bilirim. Ama bu benim için, arkadaşlarım için, toplumda ki tüm kadınlar için hatta ve hatta kızım için gerekli.

Bilgilenmek, bilinçlenmek, öğrenmek sadece emzirme reformu değil  her konu için gereklidir.

     Benim sobem ise aslında tüm Nurturia anneleri başta olmak üzere Füsun , Başak, Eylem, Rana, Burcu_Ayaz, özgüranne , Ferda, HilalDamla'ya. Sizin de görüşlerinizi ve sobelerinizi bekliyorum.

(1) Türkiye'de ilk altı ay sadece anne sütü alan bebeklerin oranı sizce yüzde kaç? (*)

Bu emzirme oranının maalesef yüzde 1,3 olduğunu biliyorum. Ama bunu emzirme reformu hareketi ile öğrendim. Ben bu oranın % 70'ler de olabileceğini tahmin ederdim.

(2) Siz bebeğinizi ne kadar süre anne sütü ile beslediniz?


Ada 6 ay boyunca sadece anne sütü ve 18 ay ek gıda ve anne sütü emdi. Bir gün kendiliğinden memeyi reddetti. Bana kalsa daha emzirirdim. Ama Ada öğürerek hatta, tiksinerek reddetti. Sanki bir gün önce emdiği meme o değilmiş gibi

(3) Kaç ay doğum izni kullandınız?

Ben hamileyken işi bıraktığım için doğum izni gibi bir problemim olmadı.

(4) Yasal süt izninizi kullanabildiniz mi?
Çalışmadığım için rahat rahat emzire bildim. Ama şahit olduğum, duyduğum öyle olaylar var ki inanamıyorum. Mesela bir arkadaşımın şu anda çalıştığı yerde yaşamakta olduğu bir problem. İş yerine servis ile gidip geliyor. Evi ve iş yeri arası bayağı uzak olduğu halde, iş yeri 1 saat emzirme iznini kullandırıyor. Hafta da bir gün olarak kullanılmasına ise olumsuz cevap veriyor. Arkadaşım ise servis haricinde başka şansı olmadığı için emzirme iznini kullanamıyor. İş yerinde süt sağıyor ancak geçenlerde sütünün azaldığından dertleniyordu.


(5) Emzirdiğiniz ya da süt iznini kullandığınız için iş yerinde mobbing (tepki, işi bırakmanız için baskı) ile karşılaştınız mı?


Çalışmadığım için süt iznim ile ilgili problemim olmadı. Ancak yaşayan arkadaşlarım (yukarıda anlattığım gibi) var. Ben ise Ada'ya hamile kaldığımda bir kaç ay çalıştım ama bir süre sonra mobbing'e maruz kalmaya başladım. Zaten iş görüşmemde (hamileliğimden 2 yıl önce) çocuk yapmayı düşünüp düşünmediğim gibi sorularla karşılaştım. Hamileliğim de öğrenilir öğrenilmez doğumdan sonra çalışmayı düşünüp düşünmediğim sorulmaya başladı. Departmanıma eleman alındı ve yaptığım işlerin çoğunu ona devretmem istendi. Beni pasifize etmek istediler. Ve bunun gibi bir çok problemle karşılaştım. Hamilelik psikolojisi ve üzerine çoğu kadının yaşadığı iş yeri baskısı. Daha fazla dayanamadım ve işi bıraktım.


(6) Bebeğinizi toplum içinde, dışarıda emzirmeniz gerektiğinde sıkıntı yaşadınız mı?

Hayır ben çok fazla problem yaşamadım. Gerçi dışarı çıkarken emzirme odası olan yerleri tercih ettim ve genelde bunlar Alışveriş merkezleriydi. Çoğu yerde emzirme odası ve alt değiştirme yeri bulmak bile ciddi bir sorun günümüzde.


(7) Emzirme konusunda desteğe ihtiyacınız oldu mu? Gerek emzirme danışmanlığı, gerekse psikolojik olarak yeterince destek bulabildiniz mi?

Doğum yaptığım hastane nasıl emzirmem gerektiğini ve bunla ilgili bir çok doküman verdi. Ancak Cumartesi günü katıldığım City's de ki etkinlikte bunların bile yeterli olmadığını gördüm. Ama benim için artık çok geçti. Ailemden destek gördüm bolca emzirmek, dinlenmek ve psikolojik olarak rahatlatmak adına. Tıbbi olarak yardım almak aklıma gelmedi. Bir seferinde ilaç kullanımı ile ilgili bir bilgiyi ise çok zorlanarak öğrendiğimi hatırlıyorum. Ama o zaman emzirme danışmanlığı diye bir şey olduğunu bilmiyordum.


(8) Emzirdiğiniz süre boyunca etraftan "sütün yetmiyor, mama ver, bu çocuk meme emmek için çok büyük” şeklinde baskı gördünüz mü?

Hayır kesinlikle görmedim. Ailem, çocuk doktorumuz ve çevremdeki diğer insanlar emzirme konusuna çok önem verirler. Aksini düşündürtmediler bile.

(9) Emzirme Reformu’nu biliyor musunuz? Sizce Emzirme Reformu neden gerekli?


Emzirme Reformu'nu biliyorum.
Bence öncelikle kanunen verilen hakların iş yerlerinde işlerliğinin sağlanması. Ücretli ve ücretsiz izinler, süt izni, belli sayının üzerinde eleman çalıştıran iş yerlerinin kreş açma zorunluluğu gibi. Sonrasında ise "ilk 6 ay sadece anne sütü" diye bilgilendirme yapan sağlık kuruluşları ve devleti harekete geçirerek yasal düzenlemeler sayesinde çocuklarımızın emme hakkını kazana bilmek.


Buna şahsi olarak şu anda ihtiyacım olmaya bilir ancak çalışan tüm anneler için hatta ileride kendi kızım için gerekli diye düşünüyorum.

(10) Emzirme Reformu'nu web sitesinde desteklediniz mi? Destek olmak için

http://emzirmereformu.com/ adresindeki formu doldurmanız yeterli.


Web sayfasına girerek desteklemek dışında elimden geldiğince oluşumun içinde kalarak insanları haberdar etmeye çalışıyorum. Birlikten kuvvet doğar mantığıyla, Nurturia, Facebook, Twitter vb. gibi bir çok sosyal paylaşım alanında insanlara duyurmaya çalışıyorum. Siz de aynı şeyi yaparsanız çok güzel olur diye düşünüyorum. Amaç bebeklerimizin daha sağlıklı olanı alması anne sütü ve anne sevgisi...

Blog kullanmıyorsanız Emzirme Reformunun Facebook sayfasından Sobe diye bilirsiniz.


(*) Türkiye’de ilk altı ay sadece anne sütü alan bebeklerin oranı yüzde 1,3. (Kaynak UNICEF Türkiye). Annelerin yüzde 98'i doğumdan sonra emzirmeye başlıyor, fakat ilk iki aydan sonra genel emzirme sorunları veya işe başladıklarında yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle emzirmeyi ve anne sütüyle beslemeyi sonlandırabiliyorlar.

4 Aralık 2010

Okul mimi

Anaokulu konusu çocuklu ailelerin toplumsal kurumlarla yaşadığı ilk deneyim olsa gerek. Çocuğunuz evde sizin doğru ve yanlışlarınıza göre büyürken tanımadığınız ama güvenmeniz gereken bir kuruma vermek işte olay tam burada başlıyor.


Damla’nın bu sobe işini başlatması iyi oldu. Bugün yazayım, yarın yapayım derken geciktim biraz. Ama blogcu annenin de sobelediğini görünce artık yazma zamanı...

Gündüz Bakımevi, Çocuk Yuvası, Çocuk Evi, Çocuk Merkezi, Okul Öncesi Eğitim Merkezi ve Anaokulu gibi, değişik tanımlar var. Bunlar arasında resmi statü farkı var mıdır? Varsa bu farklar nelerdir?

Bildiğim kadarıyla devlete bağlı ya da yaş sınırlarını etkileyen isimlerdi. Bu konu ile ilgili çok araştırma yapmadım. Benim için önem taşıyan konular arasında yer almıyordu.

Çocuğumu göndereceğim okulun resmi statüsünün anaokulu veya gündüz bakımevi olması onun eğitimi açısından fark yaratır mı?

Konu ile ilgili bilgiye sahip değilim ama ben okulun kendi programını ve etkinliklerini merak ederim. İsmi, statüsünü araştırmam.

Anaokuluna başlamak için en doğru yaş kaç olmalıdır?

Biz de Ada 2 yaşında oyun grubuna başladı. Her gün 2 saat gitti. Sosyalleşmesi açısından faydalı olsa da yaş itibari ile toplu oyuna hazır değiller. “Paralel oyun” denilen, çocukların yan yana ama farklı oyunlar oynaması anlamına gelen bireysel oyunlar oynuyorlar.

Erken başlamasının faydaları olmuştur. Ama 3 yaşındayken daha bilinçli daha keyfini çıkararak yaşadıklarını düşünüyorum.

Çocuğunuzu kaç yaşında kreşe gönderdiniz/göndermeyi düşünüyorsunuz? Kreşe göndermek için beklediğiniz yaş dışında bir şey var mı?

Ada 2 yaşında oyun grubuna başladı. Yaş dışında çok daha önemli olduğunu düşündüğüm çocuğun hazır olması. Kalmak istemediği, ağladığı bir ortamın ona bir şey katmak yerine güven duygusunu sarsacağını düşünüyorum.

Çocuğunuza kreş seçerken sizin için en önemli kriter nedir? Olmazsa olmaz, bu sağlanmazsa evde bakılsın daha iyi diyeceğiniz.

Çocuğumu okula bıraktığım zaman aklımın okulda kalmaması benim için çok önemli.

Bunun için kesinlikle olmazsa olmazlarım var. Sırası ile:

1-Anaç, sevgi dolu, çocuğun duygusal ve fiziki gelişimini, günlük ruh halini takip edebilecek, veli ile iletişimi kuvvetli bir öğretmen öncelikli. Örneğin çocuğu okuldan terli almamalıyım.

2- Çocuğumu özgürlüğünü kısıtlamamaları. Öğrneğin, bağırarak oyun oynamalarını engellemek, susturmak ya da onu yapamazsın sen denmemeli. Kendine ve çevresine zarar verecek şeyler dışında.

Merakını ve araştırma yeteneğini tetikleyecek çalışmalar yapmaları.

Kendine olan güvenini ve öz bakım becerilerini destekleyip yüreklendirmeli.

3-Yaşlarına uygun bir eğitim. Kesinlikle zorlayıcı olmayan daha çok oyun içerikli dersler.

4- Sınıf mevcudunun kalabalık olmaması aynı zaman da yardımcı bir öğretmenin olması. Sınıf ne kadar az olsa da henüz destekle bir şeyler yapabildikleri için hepsine tek bir öğretmenin yetmesi zor olabilir.

5- Okulun bahçesinin olması, okulun içinin aydınlık, temiz ve ferah olması.

6- Yemek listesi ve mutfak. Ada’ların okul butik okul o yüzden yemekleri kampüs mutfağından geliyor. Listede hafta da bir tatlı, salata, meyve, yoğurt, dönüşümlü olarak veriliyor.

7- Okul ve veli iletişiminin etkili bir şekilde kullanılması. Telefon ya da defter aracılığıyla, randevu alarak görüşerek. Ve ilk görüşme de konuşulan ve yapılacak denilen her şeyin yapılması.

Ben daha bir çok madde yazabilirim. Ama bunlar önceliği olanlar.

Türkiye’deki kreşlerde rastlamadığınız, keşke olsa dediğiniz bir uygulama var mı?

Geniş büyük çim bahçeler ya da bahçe oyunları. Malum çocuklar artık çok sokakta kalamıyor. Eski, deşarj olabilecekleri oyunları oynayamıyor. Yeteri kadar hava alamıyor. Mesela kışın kapalı da olsa hava alabilen bir oyun parkı hoş olurdu bence.

Türkiye’deki kreşlerde yaygın olarak rastladığınız ve saçma bulduğunuz bir uygulama var mı?

Oyuncak günü, kitap günü, etek günü bizi bunlar çok zorluyor. Çünkü her çocuk gibi Ada sınırları zorlamayı çok seviyor. Mesela her gün oyuncak götürmek istiyor. Doğru olanı yapıyor olabilirler ama yasakları zorlamak her yaşta ilgi çekiyor.

Çocuğunuz kreşe gidiyorsa, kreşe başladıktan sonra en çok zorlandığınız konu ne oldu? Henüz gitmiyorsa zorlanacağınızı düşündüğünüz?

Okula sürekli devam edilmesi fikri bizi zorluyor. Uzun tatillerin dönüşleri problem yaratıyor. Evde iken istediği oyunu, istediği kadar oynuyor. Okul da ise her şey programlı yapılıyor. Bunu tekrar düzene koymak çaba gerektiriyor. Bizim hep evden çıkma sorunumuz var. Sadece okul için değil ama okula giderken her gün bunu yaşamak zor oluyor.

Çocuğunuz kreşe gidiyorsa, kreşe başladıktan sonra çocuğunuzda gözlemlediğiniz en olumlu gelişme ne oldu? Henüz gitmiyorsa kreşin gelişimine en büyük katkısı ne olur sizce?

Sosyalleşmesi ve görgü kurallarını öğrenmesi. Paylaşım, sırayla yapmak gibi konuları hemen uygulamaya başlamıştı. “Arkadaşım sıra sende” “Anne çişim geldi, kakam geldi denmez. Büyük tuvaletim geldi, küçük tuvaletim geldi denir” “Anne ben Nehir’i çok seviyorum. (sonra sınıfın geri kalanı da aynı şekilde sıralanır)”

Yemek ve uyku saatlerinin düzene girmesi. Eve gelince şarkılar, şiirler söylemesi. Kıyafetlerini kendi başına değiştirmeyi denemesi. Tuvalete kendi başına girip çıkması. Hoş, Ada bizimle vakit geçirmeyi sevdiği için beraber tuvalete girmek istiyor.

****************

Okullar ile ilgili o kadar çok şeyler, duydum ve gördüm ki. Okul arama maratonu tam bir kabus gibi geliyor. Doğru okulu bulmak çok ama çok zor. En azından benim gibi detaycı bir insan için. Ama artık biz içimize sinen bir okul bulduk. Darısı sizlerin başına.