etkinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
etkinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mayıs 2012

Hafta sonu etkinliğimiz- Istanbul Truck Racing by Renault Trucks


Kamyon yarışları
Bu hafta sonu cumartesi günü Formula 1 pistinde kamyon yarışları vardı. Bir arkadaşımızın daveti üzerine gitmeye karar verdik.
İyi ki gitmişiz. Ada duyduğu an itibariyle heyecandan yerinde duramıyordu. Bir de ilk söylediğimizde sanmış ki kamyonları kullanabilirmişiz. "Onlar yarışacaklar biz izleyeceğiz" deyince çok bozuldu.  "Ama ben kullanmak istiyordum, şöyle yapsam böyle yapsam." diye biraz ısrar etti ama sonunda ikna ettik.
Ada'nın McQuin'i
Yarışlara gittiğimizde hepimize birer bayrak birer şapka aldı. Heyecanla izlemeye koyuldu. Hali görülmeye değerdi. Kamyonlardan önce arabaların yarışları vardı. Kırmızıyı gözüne kestirdi "Bu Şimşek McQuin" dedi. Mavi "Kral" , Yeşil ise "Chick" Yarış başladı. Büyük bir heyecanla bir tezahuratta bulunuyor. O gün Ada'dan başka kimse öyle tezahurat yapmamıştır.
Bir kamyonlarda da kendisine kırmızı olanı seçti. Çünkü o da Mc Quin'i taşıyan kamyon olan Mac'ti. "Maaaaccc haaaadiiii" Şeklinde tezahüratımız sürdü.
Kamyon yarışlarından sonra gitmeye karar verdik ama Ada hanım "n'olur kalalım" diye bir süre ısrar etti ama neyse vazgeçirebildik. Hatta pazar günü olacak yarışlara katılmak içinde çok ısrar etti.
Bir de yarışlara gitmeden bir kaç gün öncede "anne ben araba yarışçısı olmak istiyorum. Bana yarış arabası alır mısın?" diye soruyordu. Hem öğretmen, hem anne, hemde yarışçı olmak istiyormuş. Haydi hayırlısı.
Ada'nın "Kral"

16 Mayıs 2011

Pasta Şenliği

Ada'nın okulunun pasta şenliğine gittik cumartesi günü. Büyük okullarında bütün şube anaokullarının katıldığı bir pasta yapma etkinliği düzenlemişler. Ada kaç günden beri büyük bir hevesle bu günü bekliyordu. Emin olun ben de Ada kadar hevesle bekliyordum. Şansımıza hava da mükemmeldi.

Önce içeriye girdik pastamızı yapmaya. Öğretmenimiz bize aşçı şapkalarımızı verdi, eldivenlerimizi verdi. Neler yapabileceğimizi gösterdi. Çok güzel çilekli bir pasta yaptık kızımla. Babamız da bolca resim çekti.
Pastamızı da alıp okulun parkına çıktık. Büyük okulun parkı çok büyük. Bir sürü çocuk vardı tabii. Ada bir sınıf arkadaşını da bularak. oynamaya başladı ve yavaş yavaş kendini doğaya vermeye başladı. fırfırlı, tüllü eteği ve koton çorapları ile önce kumların içine uzandı. Kendi kendime tepki vermemeye söz vermiştim ve vermedim. Bir süre sonra ise ayakkabılarından da kurtuldu, koton çoraplarıyla gezdi. Çok ama çok eğlendi. Biz de arkadaşının anne ve babası ile sohbet ettik.
Eve dönme konusunda Ada'yı biraz zor ikna etsekte mükemmel bir gün geçirdik.
Marmara kolejine organizasyon için çok teşekkür ederiz. Öğretmenlerimize ve müdürümüze de.

2 Mayıs 2011

Mutfak Önlüğü Anne-Kız

Ada hanım mutfakta iş yaparken mutfak önlüğü kullanmayı çok seviyor. Pek tabii ki benim mutfak önlüğümde ona büyük geliyor. İnternette bakınırken 1-2 model beğendim. Anne kız ikimize bir örnek mutfak önlüğü yapmaya karar verdim. Ada'ya söyleyince "bir de aşçı şapkamız olsun" dedi. Kumaşları da aldım, yapmaya başlayacaktım ki araya ayağımın sakatlanması girdi. Bende ayağım iyileşmeye başlayınca başladım yapmaya.
Az biraz dikiş dikmek elimden gelir. Ama öyle kalıptı falan bulamayınca internetten. Ben de canım nasıl istiyorsa aldım Ada'nın ve benim vücut ölçülerimi başladım dikmeye.




30 Nisan 2011

Mutfak Önlüklerimiz

Ada hanım mutfakta iş yaparken mutfak önlüğü kullanmayı çok seviyor. Pek tabii ki benim mutfak önlüğümde ona büyük geliyor. İnternette bakınırken 1-2 model beğendim. Anne kız ikimize bir örnek mutfak önlüğü yapmaya karar verdim. Ada'ya söyleyince "bir de aşçı şapkamız olsun" dedi. Kumaşları da aldım, yapmaya başlayacaktım ki araya ayağımın sakatlanması girdi. Bende ayağım iyileşmeye başlayınca başladım yapmaya.
Az biraz dikiş dikmek elimden gelir. Ama öyle kalıptı falan bulamayınca internetten. Ben de canım nasıl istiyorsa aldım Ada'nın ve benim vücut ölçülerimi başladım dikmeye.




19 Nisan 2011

Tiyatro Oyunu "Çocuk Dünyası"

Kadıköy Süreyya Operasındaydık pazar günü. Oyunun adı "Çocuk oyunu" ydu.
Her zaman ki gibi yine ucu ucuna yetiştik. Ada geçen sefer babasına locadan izlemek istediğini söylemişti. Bende locadan aldım bu sefer ki biletleri. Ada'nın başta çok hoşuna gitti. Ama oyunun başında oyuncular seyircilerin arasına inip onlarla oynayınca babası ile aşağı inmek istedi. İndiler ama yetişemediler. Oyunun devamında da bir daha olmadı. Ada ne zaman, ne zaman diye sorup durdu. Gerçi oyunun arasında görevlilerden rica etti ve sahne arkasına gitti. Çok sevindi. Bugün ki mesleğimiz "tiyatroculuk" oldu.
Çocuk Dünyası
Oyuna gelince; Bence çok fazla mesaj içerikliydi. Biraz dağınık buldum ama oyuncuların sesleri gerçekten çok güzeldi. Orkestra ve müzikler de güzeldi. Ada sıkılmadan izledi. Ama oyuncakların dans ettiği bölümleri çok beğendi. Onların tekrarlanmasını istedi.
Çocuk Dünyası

12 Nisan 2011

Bezden bebek

     1-2 hafta önceydi sanırım. Ada'nın nereden aklına geldiyse "anne benim bez bebeğim olsaydı keşke" dedi.
    
     Tabii bunun üzerine anne Mine durur mu? Çıkarttım kumaşları. Anne, baba ve Ada hep beraber bez bebek yaptık.


     Nasıl mı? İşte böyle:


  Önce kumaşı çift kat yaptık. Kafa için istediğimiz büyüklükte bir tabakla kafa çizdik. Gövde için bir dikdörtgen, Kollar ve bacaklar içinde iki farklı ölçüde dikdörtgenler yaptık. Ben bunları çizdim Ada ise büyük bir dikkatle iğnelerini taktı.

     Bunları dikiş makinesinden geçtikten sonra içine ne doldursak diye düşünüyordum ki Ada'nın eski yastığı geldi aklıma. Açtık içini bunların içini baba ve Ada bir güzel doldurdu.

     Sıra süsleme işine geldi. Örgü ipinden saçları, gözler için mavi boncukları, burnuna ise pembe bir inciden, ağzını da dikerek yaptık. Eee tabii Ada bebeğine elbise istemez mi ona bir elbise yaptık. O da yetmedi bacakları üşüyormuş, tayt gibi çorap gibi bir şey yaptırdı. Adını da önce Ada sonra vazgeçip Elif koydu.
Elif bebek

İşte bizim Elif bebek. Ada bebeğini ilk bir kaç gün kucağından düşürmedi. Öyle sevindi öyle sevindi ki. Ben de bir taraftan bebeği yaparken diğer taraftan da nasıl geliştireceğimin planlarını yapıyordum. Eller ve ayak yapmak gibi :)

11 Nisan 2011

Ada'nın Artık Balıkları Var

     Bir süreden beri Ada evde hayvanı olsun istiyor. Ben de çok istiyorum. Ama bu bir anda alınabilecek bir sorumluluk değil. Ada ise bunun için henüz küçük.

     Geçenlerde balıkçıdan balık alırken, balıkçı istavriti suya koyup verdi. Ne dedimse Ada'yı balığı bırakmak için ikna edemedim. Ölür de üzülürse diye "kızım balık tek başına sıkılır" dedim. olmadı. "Sana süs balığı alalım" dedim "ben gerçek balık isterim" dedi. Süs balığın oyuncak olmadığını anlattım ama yok yok yok. "O deniz de yaşayabilir" dedim. Olmadı. Bilakis oldu Ada'da hiç beklemediğim gibi hiç oralı olmadı ve onu yemek istedi.

     Cumartesi günü yine balıkçıda aynı şeyler yaşanınca babası "sana süs balığı alalım onun sorumluluğu sende olacak bakabilir misin?" dedi. Ada çok sevindi heveslendi. Gittik aldık. Balığın birini o seçti birini ben. Ne kadar yem atması gerektiğini, nasıl bakması gerektiğini dikkatle dinledi.

     Eve gelince onlara isim koydu biri Ada diğeri, Balış. Bütün gün balıkları ile ilgilendi. Yatarken ise "Anne ben balık aldığınız için çok mutlu oldum, Anne çok teşekkür ederim, baba çok teşekkür ederim" dedi. O kadar içtendi ki çok sevindim bende.

     Pazar günü uyanır uyanmaz satıcının söylediği kadar yem attı balıklarına onlarla konuştu. "Anne balıklarım yaşıyorlar" dedi. Canım kızım çok sevindi yaşamalarına. Bir ara baktım elini sokmuş parmağı ile balığı seviyordu. Balıkta onun parmağına yaklaşmış ağzı ile bir şeyler yapıyordu. Biz de "bak senin parmağını öpüyor" dedik pek hoşuna gitti.

     Bir süre okulda biten pillerin atılmaması gerektiğini öğrenmişler. Babası da evde bu görevi adaya verdi. Görevi verirken de " Ada pilleri toplayıp bu kutu da biriktirmek senin sorumluluğunda, kutu dolunca alıp atık pil kutusuna götüreceğiz demişti. Bunu hiç unutmamış olacak ki "anne benim 2 tane şey benim sorumluluğumda biri balıklarıma bakmak, biri de pilleri toplamak" dedi.  Çok şirin.

     Ben Ada'nın balık işini hakkıyla yapacağına inanıyorum. Gündüz uyanınca salona taşıyorlar babası ile gece yatarken de Ada'nın odasına gidiyor.

9 Ocak 2011

Yeni yeni yenilikler

     Tüm yazı da yada başlığın içinden değil hayatımın içinden bugünlerde sürekli YENİ kelimesi taşmakta.   Yeni yıldan mıdır? Yenilikler yeni yıla mı rastladı bilmiyorum. Yeni yeni işler peşindeyim. Web sitesi hazırlamak gibi, yeni takılar gibi, blog'u yenilemek gibi bir sürü yenilik geçiyor aklımdan.

     Listesini bile yaptım. Çok işim var ama çok hoşuma gitti. Ada okula başladıktan sonra kendimi bir hayli boş ve işe yaramaz hissetmiştim. Şimdi bu geçti ürettiğimi hissediyorum. En azından bir çok fikir üretiyorum. Bunları da sırasıyla uygulamaya koyacağım. Malum hepsini yapmaya çalışırsam içinde kaybolmaktan korkuyorum. Aslında içinde kaybolmaktan ziyade işlerin bitmesinden ve istediğim gibi olmamalarından korkuyorum sanırım. O yüzden yavaş yavaş sindire sindire.

     Ve bugünler de değişik aktivitelerim de var. Güzellik, zayıflama, kendine özen gösterme gibi bedenimde ki görsel değişiklikler. Kendimi doğumdan sonra salmış bir ev hanımı gibi hissetmeye başladım. Neyse ki vermem gereken kilo çok değil 4-5 kilo kadar. Ama hareket etmeliyim. Spor yapmalıyım. İnternetten gelen mailler aklımı karıştırmaya, cazip gelmeye başlamıştı zaten ama güvenemedim. Evime yakın bir yerden power plate aldım bakalım ne işe yarayacak? İşe yarayacağını söylediler. Başkaları da tavsiye etti. Sonra laser epilasyon. Bir de saçlarımı boyadım bugün kendim. 1-2 hafta içinde tekrar boyayacağım renk otursun diye.

     Kitap, kitaplarım. Bir süredir ayrı kaldım kendilerinden. Koşturmaralar nedeni ile ama kitaplığıma koymak onları atmakmış gibi geliyor. Gözümün önümde evin en görünür yerinde sıraya girmiş beni bekliyorlar. Bakalım ne zaman başlayabileceğim.

     Blog sayfamı da yenilemek istiyorum. Ona da hoşuma giden bir tema, resimler, etiketler, yeni gadgetlar lazım gibi geliyor.

     Bu yıl yenilik istek ve arzusuyla doluyum. Anlamam ama acaba yıllık burç yorumlarında "Yengeç bu yıl yenilikler peşinde olacak" diyor mudur? Diyorsa da "bunlar hayıra alâmet diyor mudur?"
   
Neyse ne beklersen onu alırsın diyelim de hayra yoralım.

5 Ocak 2011

Ada'nın Küçük Giysileri

      Ada hanım giderek büyüyor. Ve bütün kıyafetlerimiz tertemiz olmasına rağmen artık giyilemiyor. Anne ise ne yapıyor. Yıkayıp ütüleyip hurçlara dolduruyor. Neden?

     Evet geçen gün bunu kendime sorma gereği duydum. Onlar küçülmüşte olsa kızımın. Kızımın bebekliğini hatırlatıyorlar. Duygulanıyorum ve ayrılmakta güçlük çekiyorum. Ancak evde ki hurçların sayısı artarken koyacak yer bununla orantılı olarak azalmaya başladı. Dolap içleri üstleri derken her şey üzerime gelmeye başladı.

     Ve bir arkadaşımla konuşuyordum. O da aynı sorunu yaşamış bir süre önce ve internetten satmaya başlamış eskileri. "Oradan gelen para ile yine kızıma yeni bir şeyler alıyorum böylece vicdanımı rahatlatıyorum. Aynı zamanda da bütçemi rahatlatıyorum" dedi. Çok mantıklı geldi. Ben de aynı şeyi yapmaya karar verdim.

     Blog da satayım dedim önce ama sonra daha hareketli olması nedeni ile gitti gidiyor da ve Nurturia'da satmaya karar verdim. Dün yavaş yavaş eklemeye başladım. Satılmaya da başladı. Hem benim işim görülüyor hem de ihtiyacı olan arkadaşlar uygun fiyata markalı, markasız temiz ürünler alıyorlar.

     Bu arada aklınızda olsun; başlangıçta hareketlilik olsun ve kullanıcı profilim güvenilir hale gelsin diye çok uygun fiyatlara satıyorum.

Yani al gülüm, ver gülüm.

31 Aralık 2010

Yeni Yıla Yeni Bir kitap

     Bizim şu anneler çok ama çok yaratıcılar. Bunun en son örneği Esra ve OİP tarafından hazırlanmış, yakında Özgüranne sayesinde appstore'da da yerini alacak olan "Bir Kar Masalı"  kitap çok güzel olmuş çizimlere bayıldım.


     Bu zaten OİP'in ilk işi değil daha önce de bir ninni hazırlamışlardı Evren ile birlikte. Evren besteledi, çaldı ve söyledi. Oip ise onu canlandırdı.

Ninni

     Çok güzel işler bunlar. Özellikle arkadaşlarımın bunları yapıyor olması ayrı bir gurur kaynağı. Mesela kitap çıksın hemen imzalatıp. Sonra da insanlara bunu benim arkadaşlarım yazdı diyeceğim :)

     Ve yine Nurturia sayesinde bu güzel insanları tanıdığım için teşekkürler.

     Ellerinize sağlık arkadaşlar.

30 Aralık 2010

Yılın son günleri

     Bu yılbaşı yaklaşırken, her şey apartopar oluyor. Özellikle bu hafta ne yaptım? Nerelere koşturdum? bilemesem de yerimde duramıyorum. Oysa oturmam ve yılbaşı için hediyelerimi hazırlamam lazım.

     Bir kaç hafta sonundan beri yeni yıl kutlamalarına başladık. Nurturia da ki arkadaşlarımızın düzenlediği yeni yıl programı ile başladık, bu hafta Iraz'ın yılbaşı partisi ile devam ettik, pazar günü ise yine Nurturia arkadaşlarımızla Kadıköy Süreyya'da Bremen Mızıkacıları müzikaline gittik, çıkışta Baylan'a gittik Ela'nın doğum gününü kutladık. Çok güzel bir gündü.

     Yeni hafta ise koşturma, alışveriş hazırlık derken çarşamba da bitti. Ve ben hala kızıma bir hediye alamadım. Yarın artık bu işi bitirmeliyim. Hem hoşuna gidecek, hem işlevsel, hem eğlenceli, hem eğitici vb. ne alsam acaba. Aklımızda Lego, Ikea yazı tahtası ve Ikea tamir seti var.  Yarın artık bu iş öyle yada böyle hallolmalı.

     Mönü hazırlanmalı. Malum Ada nedeni ile yılbaşı organizasyonu bizim evde yapılıyor. Sonra markete gidilip liste tamamlanıp cuma günü ise hazırlıklar. Son süsleme hazırlıkları tamamlanmalı. Sonrası mı? Yemek, televizyon, milli piyango çekilişi ve hatta eşime kalırsa tombala, hediyeleri açma vakti ve uyku. Aslında diğer günlerden çok farklı sayılmaz ama Ada büyüdü eğlendirmek lazım. Pijama, terlik, televizyon....

     Sakin bir yılbaşı olabilir. Ama sevdiklerimle hep beraber geçireceğim bir yılbaşı...

Hepinizin yeni yıla sevdiklerinizle girmenizi dilerim...

20 Aralık 2010

"Emzirme Reformu Hareketi" Hız kazanarak devam ediyor.

"Emzirme Reformu Hareketi"  için çalışmalar devam ediyor. Gerek destekleyenler, gerekse çalışmalara birebir katılımcı sayısı giderek artıyor.

Bu çalışmalardan biri de Cumartesi City's alışveriş merkezinde düzenlenen toplu emzirme etkinliğiydi. Emzirme reformu destek, görüş ve bilgi almak için tıklayınız. 

KanalD Haber- Emzirme etkinliği haberi
Show Haber - Emzirme etkinliği haberi

11 Kasım 2010

Çocuk Kitapları Haftası

     Çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak ve kitaplarla arasındaki bağı güçlendirmek için, her yıl Kasım ayının ikinci Pazartesi günü ile başlayan hafta, Çocuk Kitapları Haftası olarak kutlanırmış.

     Çocuk kitapları haftası nedeniyle Ada'nın okulunda konuşmacılar gelecekmiş, etkinlikler düzenlenecekmiş. Eve gelen yazı ise şöyle: " Öğrencilerimize, kitapların hayatımızdaki önemini anlatabilmek ve bu sevgiyi aşılayabilmek için 12 Kasım 2010 Cuma günü kitap şenliği etkinliğimize çocuk yazarları gelecektir...." Diye devam ediyor.

     Kitapları çok seven ve kızının da böyle bir alışkanlığı olması için yanıp tutuşan bir anne için çok güzel bir organizasyon.  Yarın orada kitap da alabilecekler bakalım ne alacak çok merak ediyorum.


     Umarım çok eğlenceli ve keyifli zaman geçirir ve kitaplara olan ilgisi de artarak devam eder.

8 Kasım 2010

10 Kasım Ödevimiz

Kızımın bu hafta sonu 10 Kasım için ödevi vardı. Atatürk ile resimler, şiirler gibi materyaller. Biz bunu hafta sonu yapmayı atladık. Kabul ediyorum, benim hatamdı. Çıkmış aklımdan.

     Bugün Ada'yı okuldan almaya gittiğimde aklıma geldi. "Ada Atatürk ile ilgili resimleri getirecektik, unuttuk" dedim. Ada "eve gidip yapalım o zaman" dedi. Eve geldik, evde Atatürk'ün hayatı ile ilgili bir dergimiz vardı. Ondan keser yapıştırırız diye düşünmüştüm. Ama nerde? Kim bilir nereye koydum? Bütün evi talan ettim yok.

     Biz de ne yapalım? Yüce Google'dan faydalandık. Ada'ya hitap edecek bir kaç resim bulduk beraber. Atatürk'ün hayat hikayesini falan seyrettik. Bir yerde konu geçti "Atatürk öldü" dedim. (Böyle yazınca da kendimi çok hain bir anne hissettim. Küçücük yaşta bir çocuğa söylenecek laf değilmiş gibi geldi. Ama bence doğmak, yemek yemek, uyumak nasıl doğal bir şeyse ölüm de öyle olmalı. Sıradan bir şeymiş gibi söylersem sıradan gelir diye düşünüyorum. Neyse bu şu anın konusu değil) 
     Cevabı ilginçti. "Atatürk ölmedi anne. Onu kaybettik (gibi bir kelime söyledi). Onu unutmadık, karnımızda yaşıyor"  Okulda öğrenmiş belli. Ama kalp ile karın konusunda biraz sorunlu....

     Sonra yazıcıdan resimleri döktürdük. Kartuşumuz da azalmış garip renklerde bastı ama yapılacak bir şey yoktu. Kendisi kesti. Büyük bir kartona yapıştırdı. Ödevin tamamını kendisi yaptı. Çok gururlandım. Bana ihtiyaç duymadan bir sürü şeyi yapabiliyor olması beni her seferinde mutlu ediyor ve duygulandırıyor.


     Bu arada resimler ile ilgili tek problem, yatay yada dikey çekilmiş onun için önemi yok. Sadece resimler simetrik durmalı :D Normal yapıştırmaya bir türlü ikna edemedim.

     Çarşamba günü karanfil yada kasımpatı çiçekleri götürecekmişiz. Anma töreni yapılacakmış. Ne kadar güzel bir şey çocukların Ata'larını bu kadar erken öğrenmeleri. Tüm okullar da vardır mutlaka ama hem okulla gurur duydum hem de kızımın büyümüş olması beni çok gururlandırdı.

4 Kasım 2010

Aile katılım

Okula gittim. Hep beraber masanın etrafına oturduk. Boyadık, süsledik. Ben çok eğlendim. Onların da çok hoşuna gitti. En çokta şekerliğimizin yapımı bittikten sonra, içine koymaları için verdiğim şekerlere bayıldılar. Bir kaç dakika sonra tüm şekerler bitmişti. Mereklanmayın Haribo'nun en küçüklerinden almıştım. İçlerinde sadece küçük 5-10 tane var.



Aile Katılım Çalışması

     Kuzumun okulundan ara sıra eve ödevler geliyor. Gerçi çok ödev sayılmaz. Araştırma diyelim. Mesela yaprak toplayıp gittik bir gün, bir gün buğday ile ilgili resim, bilgi gibi şeyler, 10 Kasım için de Atatürk ile ilgili resim ve başka görseller.

     Geçen hafta da yeni bir not vardı defterimizde. Aile katılım çalışması çerçevesinde el işi, kitap okuma, meslek tanıtımı ya da kullanabildiğiniz bir enstrümanı çalma gibi bir an aktiviteyi yapmak için sınıfa davet ediyorlardı. Çok sevindim, çok heyecanlandım. Kızımla aynı sınıfta olmak, onunla ve arkadaşlarıyla vakit geçirmek beni mutlu etti. Sonra "acaba ne yapsam?" telaşı başladı. Bir kaç şeyi eledikten sonra palyaçolu bir şekerlik yapmaya karar verdim. Onların yapamayacağı zor olan kısımları halledip süsleme, boyama kısımlarını beraber yapmak için (vakitte yetmeyebileceği için) işin büyük kısmını hallettim.

     İyi ki yapmaya başlamışım. Bir hayli zamanımı aldı. Yazıcıdan palyaço resmini döktürdüm, kestim. Ayakta durabilmesi için mukavvaya yapıştırdım. Mukavvanın arkası da güzel görünsün diye parmak boyası ile hepsini boyadım. Daha sonra şekerlik kısmına geldi sıra. Onun içinde renkli kartondan kesip kenarlarını yapıştırdım. (ihtiyaç duyan olursa detaylarını veririm) Tabii bunları yaparken "aman hepsi aynı olsun" derdi vardı. Sonra "ben onu isterim, hayır ben isterim olmasın" diye. Süslemelere kadar paylaşabilecekleri şeyler aldım. 6'şar tane renkli ponpon. Simli boya. Tüm palyaçoların arkası yeşil renk, tüm şekerlikler mavi. :D