Özel günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Özel günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mayıs 2012

Erken Gelen Anneler Günü Hediyesi


Perşembe günü Ada'yı okuldan almaya gittim. Bütün çocukların elinde kendi paketledikleri bir hediye vardı. Eveet anneler günü hediyem geliyordu.
Ada "öğretmenim anneme şimdi verebilir miyim?" dedi. Öğretmeni "tamam ama önce ne söylüyorduk?" dedi.
Ada bana dönüp hediyesini uzattı ve "anneler günün kutlu olsun anneciğim" dedi.
Tabii  ben "aahh canım benim. Teşekkür ederim." falan diye heyecan yaptım.
Ada sonra hediyeyi bırakmadı. Ve "ama burada açmanı istemiyorum eve gidince açacaksın ve o zamana kadar onu ben taşıyacağım" dedi. Komik kızım benim hediyeyi geri aldı...
Eve geldik ve hediyesini açtık heyecanla. Seramik bir el baskısı, bir nazar boncuğu ve bir şiir vardı. Şiir kağıdı da çok şirindi. Tabii ben onu görüp sonra şiiri de okuyunca duygulanıp ağladım. Ada sevdi, okşadı. Bunun mutluluktan ve duygulandığım için olduğunu anlatınca daha da çok hoşuna gitti. Sarıldı. Bir süre sevgi yumağı olduk.
Getirdiği hediyeyi salonumuzun en güzel ve herkesin görebileceği bir yere koyduk.
Dün akşam ananeden geldik. "anne getirdiğim şiiri okusana, tekrar mutluluktan ağlasana" dedi.

8 Mayıs 2012

Anneler Günü Hediyesi Tavsiyeleri


Evet yine bir özel gün. Evet tamam alışveriş çılgınlığı yada insanları alışverişe yönlendirmek için bir tuzak olabilir. Ama var mı? Var. Alıyor muyuz? Çoğumuz. O zaman neler alsak, neler yapsak diye düşünenler için aklıma gelenler. Yani ben olsaydım neler isterdim. :) Gerçi ben bu sene ki hediyemi gayet açık bir şekilde beyan ettim.
Neyse. Ne olabilir?
1- Öncelikle çocuğunun eliyle, emeğiyle yapılmış herhangi bir şey gayet güzel olabilir.
2- Benim kızımın yaptığı gibi yaşı küçük çocuklar için uygun olabilek bir hediye. Kendisine oyuncak alıp annesi ne aldığını idda ederek, oyuncak alma işini aradan çıkartmak. Mesela benim kızım geçen sene kum oyuncakları almıştı beraber oynarız diye. :D
3- Çocuğunun elinden hazırlanmış kahvaltı. Süper süper süper... Olmadı mı? O zaman sevdiği yada sevebileceği bir mekanda brunch... Ama mümkünse bugün çocuk peşinde koşturmak zorunda olmayacak bir yer olsun.
4- Spa, hamam yani kendine bakım yaparak geçireceği bir gün olabilir.
5-Daha elle tutulur bir şey olacak olursa, saat olabilir, takı seti olabilir, güneş gözlüğü olabilir.Klasik ama ihtiyacı olan bir kıyafet olabilir.Ama ne olursa olsun onun zevkine yakın bir şeyler olsun. Ve yine de mutlaka değiştirme kartı olsun :)
6- Kitap. Evet kitap her zaman en güzel hediyedir. Bence öyledir yani.
7- Teknolojik bir anneniz varsa ve bütçeniz varsa. Tablet pc ve akıllı telefonlar olabilir.
Sanırım aldım başımı gidiyorum. Artık durmak lazım. Bunların hepsi için geçerli olan bir şeyi tekrar etmek istiyorum. Onun zevkine uygun bir şey olsun mutlaka.
Bir de tüm annelerin tek geçeceği bir şey, koskocaman bir sarılma, kocaman bir öpücük ve sizin mutluluğunuz.Gerçeken, tüm hediyelerin verdiği hazdan çok daha büyük bir hazdır. Evlatlarına sarılmak ve onları mutlu görmek.
Annemi çok ama çok seviyorum. Herkesin anneler günü kutlu olsun.
Not:Bu yazıyı yazmak şuradan aklıma geldi. Geçtiğimiz hafta blogumda en çok okunan yazının  "okulun anneler günü hediyesi" adlı yazım olduğunu gördüm. Hafta sonu anneler günü olması sebebi ile sanırım herkes bir fikir arıyor. Bende fikrimi beyan edip belki bir kaç kişiye fikir verebilirim diye düşündüm.
Anneler Günü
Anneler Günü

19 Mayıs 2011

Evin Tatil Halleri

Evin bu hallerini çok seviyorum. 19 Mayıs nedeniyle perşembe tatil olunca babamızı ikna ettik, cumayı da birleştirmesi için. İşten izin aldı. Baba da kız da evdeler.

İşin ilginç yanı Ada biraz hasta olduğu için pazartesi ve salı günü okula gitmemişti. Çarşamba gitti. Perşembe ve cumanın tatil olduğunu sonra da hafta sonu tatili olduğunu babasının da evde olacağını söylediğim de Ada pis pis sırıtarak "ama anne ben bir gün okula gidicem" dedi. Okulunu sevmesine tabii mutlu oldum ama beklemediğim bir tepkiydi. Benim beklediğim daha çok şuydu "oley oley babam da evde bende" falan.

4 gün tatili kapan arkadaşlarımdan bazıları şehir dışına çıktılar. Acaba biz de yapsak mı diye düşündüm ama sonra Ada'nın hastalıklardan kurtulması için dinlenmesi daha mantıklı geldi. Hem zaten pazar günü Nurturia brunch'ımız var Polenezköy'e gidiyoruz.

Bugün, uyanınca TRT1'de bayram programı vardı. Anıtkabir programı, Ada çok büyük bir ilgi ile izledi. Bir süredir yaptığı gibi "ama anne ben Atatürk'ü görmek istiyorum" diye ısrar etti. Atatürk'ün öldüğünü ve yüreğimiz de yaşadığını okulda öğretmişler. "Anne Atatürk bizi ve ülkemizi düşmanlardan kurtardı di mi?" diyor. Anma töreninden sonra T.V.'de kiler ile birlikte İstiklal Marşını da söyledi. Çok keyiflendim duygulandım.

Kahvaltıdan sonra "HOP" adlı çizgi filme gittik. Açıkçası çok tavsiye edemeyeceğim. Temposu biraz düşüktü, ve klasik yeni yıl ruhu olayının paskalya şenliğine uyarlanmış hali gibiydi. Ada'nın yorumu ise şu oldu. "film güzeldi ama biraz güzeldi çok değil"

Şu anda ise baba kız öğlen uykusu yapmaktalar. Ve ben bugün evi hiç ellemedim . Görmenizi ister miyim bilemedim. Ama olsun iki aşkım da evde. Tam 4 gün bizim.

Her zaman her şey için "yaşasın Atatürk ve 19 Mayıs" diyebilirim. Ama bu seferki biraz daha farklı bir mana da taşıyor. :)

Şaka bir yana; 19 Mayıs Atatürk'ü anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.

6 Mayıs 2011

Okulun anneler günü hediyesi

    Dün Ada'yı okuldan almaya gittim. Öğretmeni Adacığım unutma annene vermeyi falan deyince tahmin ettim. Anneler günü hediyemiz vardı.
     Evde Ada önce kartpostalımı verdi. İçine çok ama çok güzel bir  resim yapmıştı. Resim bile başlı başına bir keyifti ki yanından bir de anneler günü için hazırlanmış bir cd çıktı. Cd'nin zarfı bile bunun için hazırlanmıştı.


CD'de önce Ada ile yapılmış sorular sorulan bir röportaj kısmı vardı.
Soru: Annen sana neyi hatırlatıyor?
Cevap: Oyun oynamayı
Soru: Annen ile yaşadığın en güzel an
Cevap: Gezmeye gitmek
Soru: Annen ile en çok ne yapmaktan hoşlanırsın?
Cevap: Temizlik
Soru: Elinde sihirli bir değnek olsa annen için ne yapmak isterdin?
Cevap: Özel bir pijama
Soru: Annenin en çok hangi özelliğini beğenirsin?
Cevap: Burnunu beğeniyorum :)
Soru: Sen anne olsaydın nasıl bir anne olurdun?
Cevap: Çocuklarını seven bir anne
Soru: Annen ile en çok nereye gitmek istersin?
Cevap: Markete, Optimum'a
Soru: Annenin görevleri nelerdir?
Cevap: Yemek yapmak, temizlik yapmak, beni okula götürmek
Ve arkasından Ada'nın bu yıl ki fotoğraflarını slayt haline getirmişler.
En sonunda ise "İYİ Kİ VARSIN ANNECİM SENİ ÇOK SEVİYORUM" deyip öpücük gönderiyor.

Canım kızım iyi ki varsın, iyi ki seni doğurmuşum. Sen benim kalbimsin.

Şimdi çalan kapı da kim vardı dersiniz? Baba sponsoru ile anneler günü hediyesi Bonyfood. :)))) (E tabi bunda benim dile getirmemin de etkisi var)



      Bu arada Ada ile babası bana hediye almak üzere geçen gün A.V.M'ye gittiler. Ada dayanamayıp ne aldığını söyledi. Bana "el arabası almış" içinde de kova ve kürek falan varmış. "Yaza ananemin tatil evinde beraber oynarız" dedi. Kızım diye söylemiyorum. Çok tutumlu hepimizin kullanabileceği hediyeler alıyor. :) Onun resimlerini de pazar günü açınca eklerim.

18 Nisan 2011

23 Nisan hediyemiz

Nurturia'da ki arkadaşlar ile yeni yılda hediye çekilişi yapmıştık. Durum hepimizin çok hoşuna gitti, katılamayanlar olmuştu. 23 Nisan'da da çekiliş yapmaya karar verdik. Sağ olsun Aylin'imin annesi Özge çekilişi hazırladı.
Bize Rize'den bir arkadaşımız çıktı. Hediyesini gönderdim dün, henüz eline ulaşmadığı için adını yazmayayım.
Bugün bizim hediyemiz de geldi. Sabah Aras kargo aradı. Adreste sorun varmış teyit etmek için aramış "belki bugün yetişmez pazartesiye kalabilir" dedi. "Gelip alayım" dedim" "dağıtımda" dediler. Gündüz bir ara dışarı çıktık geldik. Haber çıkmayınca tamam dedim, pazartesiye kaldı.
Akşam kapımız çaldı. Karşı komşuya bırakmışlar hediyemizi. Çok sevindik. Ada kadar sevindim. Özellikle hafta sonu eline geçti diye. Hafta içi gündüz gelseydi Ada okuldan gelene kadar çatlardım.
Neyse hediyemiz geldi. Artık daha fazla anlatmayayım fotoğraflar konuşsun.






Cemre'ye ve Annesi Pelin'e çok teşekkür ederiz.
 İçinden çok güzel bir kartpostal çıktı. Ada oyuncaklarla oynadıktan sonra bir kağıt kesip üzerine "Hediyeli mutlu ADA. Oyuncağımla oynadım sonra kutusuna koydum. Hediyemi çok beğendim teşekkür ederim." yazdırdı.    

27 Mart 2011

Dünya Tiyatrolar Günü

     27 Mart Dünya Tiyatro Günü 1961’de Uluslararası Tiyatrolar Birliği (International Theatre Institute) tarafından yaratıldı.

     Tiyatro salonu, tiyatro oyununda izleyici olmak büyülü bir ortamda oturmak gibi geliyor bana. Işıklar, ses, oyuncular, canlı, çarpıcı, keyifli, içinin pır pır etmesi anlamına geliyor benim için. Şimdi böyle yazınca bile içim bir hoş oluyor. Tiyatro ve diğer sahne sanatları; orada ki ortam beni çok etkiliyor. Kızımın da aynı hazzı almasını çok isterim.

     Bugün baba, Ada ve hala Kadıköy Süreyya Opera'ya "Mutlu Prens" oyununu izlemeye gittiler. Benim 1 ay önce biletlerini aldığım ama ayağım nedeni ile katılamadığım oyun. Bu arada Ada ile oyun seyretmek; onun keyif ve heyecanına ortak olmakta ayrı bir keyif benim için.

 
  Bizim dönemimiz de bu kadar çocuk oyunu yoktu sanırım yada tiyatro salonları bize bu kadar yakın olmadığı için okulumuza oyun gelirse yada okul gezi düzenlerse seyrederdik. Şimdi ise imkanlar çerçevesinde Ada'yı sık sık tiyatroya yada diğer sahne oyunlarına götürmeye çalışıyoruz. Okullarında da ayda 1 kez mutlaka tiyatro oyunu, kukla gösterisi yada müzikal sergileniyor. Tiyatroya kültürünü öğrenerek büyümesini istiyorum. Her şey yerinde ve adabı ile güzel. Tiyatroya giderken kılık kıyafete özen göstermek, tiyatroyu adabı ile seyretmek, mesela sessiz izlemek, alkışlamak, ıslık çalmamak, beğendiğin bir oyun için ayağa kalkarak alkışlanmalı diye öğrendim, bunları kızıma da böyle öğretiyorum.

     Bu yıl nasip olursa kızımın ana okulunun da yıl sonu gösterisi olacak bale, folklor belki bizim bilmediğimiz başka gösteriler olacak kızımı izleyeceğim için ayrı heyecanlıyım.




Not : Eklemeden geçemeyeceğim.
Geçen sene "Çalı Kuşu" 'nu izledim. Tek kelime ile mükkemeldi.



12 Şubat 2011

Sevgililer günü geliyormuş O zaman göreceği de var !

Sevgililer günü, o günü, bu günü.

Yaa çoluk çocuklu bir aile olarak kendimize ayırabildiğimiz yada baş başa bir şeyler yaptığımız günler zaten sayılı o zamanlarda sevgililer günü falan sayılır bence. Gerçi onlar olmadan insan dışarı çıkınca özlüyor yada vicdan azabı yaşıyor. Ama olsun arada kaçamaklar iyidir.

Hıı tabii hediye eğlenceli olabilir. Yada sürprizler... Bunlara hiç bir zaman itirazım olmaz ama başta da dediğim gibi sevgililer günü olmasına gerek yok.
Alışverişin ve hediyenin her türüne varım sanırım

27 Ocak 2011

Ada'ya diktiklerim

Bu hikaye aslında istediği elbiseyi bulamama ile başlıyor. Sonra acaba ben yapsam nasıl olur ki diye devam etti. En sonunda denemeye karar verdim. Şimdi böyle düşününce hatırladım. Benim ilk diktiğim Ada elbisesi kırmızı kadife elbisesi değilmiş. Ondan önce 2 tane daha diktim.


İlk hikaye şöyle başlar Ada'nın doğum günü Ağustos'un 29'u. Ada hanıma bale eteği alsam diye düşünüyordum. Çevremde öyle bir yer bulamadım. Ada hanım ise "yerlere kadar değen prenses eteği isterim" dedi. eee iş başa düştü.
Yaptım Ada'da çok beğenerek tacı ile ve Barbi'li topuklu terlikler giyerek doğum gününün ilk 5 dakikası salına salına gezdi. Sonrasında ise çıkarttı ve çıplak gezdi.

2. hikayemiz ise Ada'nın ilk eteği çok uzundu ve benimde aklım bol fır fırlı mini etekte kalmıştı. Yılbaşı için eteklere bakarken bir baktım ki ufacık ve kolay dikile bilen eteklere uçuk rakamlar istenmesiydi. Etek bana hiç bir maliyet yüklemedi.
Evde Ada'nın küçük gelen bir kadife eşofman üzeri vardı. Ben de onun kollarını söktüm ve üzerini bir önceki etekten artan tüllerle süslendi çok ta güzel oldu.
     En son Geçen gün bir düğüne katılacaktık. Ada'ya canım elbise dikmeyi çekti. "Elbise, acaba dikebilir miyim ki, dur bir deneyeyim" derken gidip kırmızı kadife kumaş aldım. 1 metre, inanabiliyor musunuz? ve neredeyse yarısı arttı. Küçücük canım kuzum.  Tabi bu sefer annemden destek aldım. Sağ olsun çok yardım etti ve ortaya bu çıktı.
 
Ada'da düğün yemeğinde çok keyifle pistten inmedi. Tabi danstan ziyade koşmak için.



31 Aralık 2010

Yeni Yıla Yeni Bir kitap

     Bizim şu anneler çok ama çok yaratıcılar. Bunun en son örneği Esra ve OİP tarafından hazırlanmış, yakında Özgüranne sayesinde appstore'da da yerini alacak olan "Bir Kar Masalı"  kitap çok güzel olmuş çizimlere bayıldım.


     Bu zaten OİP'in ilk işi değil daha önce de bir ninni hazırlamışlardı Evren ile birlikte. Evren besteledi, çaldı ve söyledi. Oip ise onu canlandırdı.

Ninni

     Çok güzel işler bunlar. Özellikle arkadaşlarımın bunları yapıyor olması ayrı bir gurur kaynağı. Mesela kitap çıksın hemen imzalatıp. Sonra da insanlara bunu benim arkadaşlarım yazdı diyeceğim :)

     Ve yine Nurturia sayesinde bu güzel insanları tanıdığım için teşekkürler.

     Ellerinize sağlık arkadaşlar.

Geçmiş yıl muhasebesi

Evet 2010'da geldi ve o da gidiyor. Her sene olduğu gibi bir geçmiş sene muhasebesi ve gelecek yıl için ise bütçe hazırlamak gerekiyor.

Evet bu yıl neler yaptım.

1-En önemli hatırladığım Nurturia'ya üye oldum. Orada bir sürü güzel anne ile tanıştım bir sürü yeni arkadaşım oldu.
2- Kocam, kızım ve ben ilk kez arabamızla tatile gittik. Çok keyifli zamanlar geçirdik. Ama ev kuşu Ada her gün akşam olduğunda "hadi evimize gidip uyuyalım. Yarın yine geliriz" dedi. Kuşadası, İstanbul komşu kapısı ya
3- Emzirme reformundan haberdar oldum. Elif ve diğer arkadaşlarla tanıştım. Kendim için olmasa bile çalışan tüm anneler için ve ileride kızım için bu harekete gönülden destek vermeye karar verdim.
4- Bu kısmı çok eğlenceli olmasa da depresyon belirtileri gösterip sevgili doktorum Servet Ebrinç'le görüşmelere başladım. İşin ilginç yanı Servet beyle yaptığımız görüşmeler beni keyiflendiriyor ve neşelendiriyordu. Sanki bir herhangi bir arkadaşımla sohbet eder gibi. Şu anda gayet iyiyim. Nedeni 5. maddede
5- Bu yılın sonlarına doğru Ada'nın öğretmenleri için öğretmenler günü hediyesi takı yapmamla başlayan serüven Mine's Accessories ile can buldu. Bir insanın sıkıntılarının, depresyonunun bir çok şeyin kaynağı kendini işlevsiz ve değersiz görmesiymiş. Depresyonum ve karamsarlığım hızla düzeldi. Tabii işler beklediğim hızda gitmese de bir iş yapıyor olmak ve seni destekleyen birilerinin olması çok güzel bir duygu. En güzeli de tekrar hayallere kapılabilmek. Çocuklar gibi çok olası olmadığını bilsen de hayal kurmak iyi bir şey. Ulaşmak için çalışmanı sağlıyor.
6- Kızım sevdiği bir okula başladı. Ve en çok sevindiğim şeylerden biri de bu gözüm arkada değil. Ada orada mutlu ona değer veriyorlar. Benim kadar ilgi, alaka, hoşgörü, eğitim veriyorlar. Öğretmeleri, müdürleri bir anne gibi. Gerektiğinde kuralcı, gerektiğinde şefkat dolular.
7- Eşim iş değişikliği yaptı. Ortağı olduğu şirketten ayrıldı. Profesyonel hayata geçiş yaptı. Maaşlı çalışıyor. Hangisi daha iyi? Sanırım şu an ki hali. Esnek bile olsa mesai saati var.
8- Minik kuzum (1,85cm.) küçük kardeşim askerden döndü. Kızımın biricik aşkı dayısı geldi. Doğu da yaptığı askerliği sırasında her gün yüreğimiz ağzımızda bekledik. Neyse döndü. Tüm askerlerinde hayırlısı ile ailelerine kavuşmalarını diliyorum. Oraları bu hale getirenleri de Allah'a havale ediyorum.

Aklıma gelen en önemlileri bunlar. Bayağı hareketli bir sene olmuş gibi görünüyor.

Bu sene ki planlara gelince
1- Öncelikle kızımın seçtiği 3 adet milli piyango biletimiz var onlar çıkarsa hiç fena bir başlangıç olmaz.
2- Mine's accessories artık hız kazansa ve ben düzenimi kursam mesela butik bir takı tasarımı ofisi olabilir. Tabii bu bayağı bir hareket gerektiriyor.
3- Ev alsam (mümkünse müstakil bir villa fena olmaz), Arabamızı yenilesek.
4- Eşimin iş durumları yoluna girse.
5- En sona kalmış olabilir ama ilk ve her zaman yinelediğim dileğim her şeyin başında geliyor. Sağlıklı, huzurlu, mutlu ailemiz ve sevdiklerimizle geçireceğimiz barış dolu bir ömür.
6- Bunu eklemeden geçemeyeceğim. Hani bir laf vardır "ağzı torba değil ki büzesin" diye. İşte ben tüm dedikoducu ve art niyetli insanların ağzının torba gibi büzülmesini istiyorum.
7- Etrafımızda köstek değil destek olan insanların var olmasını, art niyetli insanların ise küçülüp yok olmalarını istiyorum.
8- Her şeyi kafasına takmayan insanlardan olmak istiyorum.
9- Profesyonel fotoğraf makinesi ve iphone'umu geri istiyorum.

Sanırım bu listem daha çok devam eder. Eeee insan milleti işte koydukça boşalıyoruz. Bu arada bu yakınlarda içime deyimler ve ata sözleri sözlüğü kaçtı sanırım. Aklıma sürekli bunlar geliyor. Ya da 2. ihtimal çok kötü de olsa yaşlanıyorum.

Hayatımın içine bir şekilde girmiş ya da geçiş tüm insanlar sizleri çok seviyorum. Tüm iyi dileklerimi sizler için de diliyorum. Hep mutlu kalın.

İYİ YILLAR

30 Aralık 2010

Yılın son günleri

     Bu yılbaşı yaklaşırken, her şey apartopar oluyor. Özellikle bu hafta ne yaptım? Nerelere koşturdum? bilemesem de yerimde duramıyorum. Oysa oturmam ve yılbaşı için hediyelerimi hazırlamam lazım.

     Bir kaç hafta sonundan beri yeni yıl kutlamalarına başladık. Nurturia da ki arkadaşlarımızın düzenlediği yeni yıl programı ile başladık, bu hafta Iraz'ın yılbaşı partisi ile devam ettik, pazar günü ise yine Nurturia arkadaşlarımızla Kadıköy Süreyya'da Bremen Mızıkacıları müzikaline gittik, çıkışta Baylan'a gittik Ela'nın doğum gününü kutladık. Çok güzel bir gündü.

     Yeni hafta ise koşturma, alışveriş hazırlık derken çarşamba da bitti. Ve ben hala kızıma bir hediye alamadım. Yarın artık bu işi bitirmeliyim. Hem hoşuna gidecek, hem işlevsel, hem eğlenceli, hem eğitici vb. ne alsam acaba. Aklımızda Lego, Ikea yazı tahtası ve Ikea tamir seti var.  Yarın artık bu iş öyle yada böyle hallolmalı.

     Mönü hazırlanmalı. Malum Ada nedeni ile yılbaşı organizasyonu bizim evde yapılıyor. Sonra markete gidilip liste tamamlanıp cuma günü ise hazırlıklar. Son süsleme hazırlıkları tamamlanmalı. Sonrası mı? Yemek, televizyon, milli piyango çekilişi ve hatta eşime kalırsa tombala, hediyeleri açma vakti ve uyku. Aslında diğer günlerden çok farklı sayılmaz ama Ada büyüdü eğlendirmek lazım. Pijama, terlik, televizyon....

     Sakin bir yılbaşı olabilir. Ama sevdiklerimle hep beraber geçireceğim bir yılbaşı...

Hepinizin yeni yıla sevdiklerinizle girmenizi dilerim...

17 Aralık 2010

Yılbaşı Süslemeleri

Daha geçen gün "yılbaşı sanki çok uzak geliyor" diyordum ki... etrafta süslemeleri ve Nurturia hediyeleşmeleri, yılbaşı etkinliğiydi derken. Heyecan sardı.

Özelliklede Ada'nın büyümüş olması, aktiviteleri keyifle yapması beni daha da çok heyecanlandırıyor.
Bugün internette gezerken süslemeler, boyamalar ve çeşitli etkinlikler gördüm. Sizlerle de paylaşayım dedim.
http://familyfun.go.com/christmas/christmas-ornaments/christmas-tree-ornament-704342/
http://www.dltk-holidays.com/xmas/santa.html
http://www.artistshelpingchildren.org/christmas-angels-artscraftsideaskidsprojects.html
http://www.allkidsnetwork.com/crafts/christmas/
http://www.enchantedlearning.com/crafts/christmas/gingerbreadstring/
Kağıt poşetler için: http://www.marthastewart.com/article/mini-shopping-bags?backto=true&backtourl=/photogallery/holiday-gift-bags#slide_1

Daha çok var tabii ama bende dalıp gidiyorum aralarına. Acaba hangilerini yapsak ?

14 Aralık 2010

Yeni yıl coşkusu başlamış

     Yılbaşı geliyor. Herkes bir heyecan, bir telaş içinde. Gezdiğim bir çok blog ve web sitesinde yılbaşı ile ilgili konular var.

     Benim için ise sanki daha çok varmış gibi. Ben işin eğlencesi ve hediye alma kısmına henüz başlamadım. Belki de o yüzden bana henüz eğlence başlamış gibi gelmiyor. Ne de olsa senelerden beri yaptığımızı yapmayı planlıyorum. Anneannelerle evde bir yılbaşı, T.V. seyretme ve saat 00'da hediye açma merasimi. Evli değilken izin alamadığımızdan yılbaşını ailecek kutlamak zorundaydık. Evlendikten sonra ise biz olmazsak yalnız kalırlar üzülürler düşüncesi ile beraber kutluyoruz yine. Biraz da bu yüzden rutin geliyor sanırım. Çünkü gerçekten rutin.

     Eskiden kuzenlerim teyzemler hepsi gelirdi. Gırgır, şamata geçerdi yeni yıl akşamları. Gerçi her buluştuğumuz da yeni yıl akşamı gibiydi. Şimdi herkes arkadaşları ile dışarıda geçiriyor. Ayrı ayrı... Keşke yine eskisi gibi hep beraber evde kutlasaydık.

     Ama bu kadar özlem ve efkar yeter. Kızım için ağaç kuruldu. Gerçi babası ve kızım beraber kurdu. Tüm süslemeleri Ada taktı. Çok büyük keyif aldı. Her yıl, yılbaşı ağacını baba kız kurarlar. Her yıl bir önceki yıldan daha beceri kazanmış olur Ada. İlk yıl 4 aylıktı, her şeyden habersizdi. 2. yıl babası kurdu o etrafında dolaştı. 3. yıl babasının kucağında yapmaya çalıştı. Bu yıl ise tüm süslemeleri kendisi yaptı. Kardan adam kesti, süsledi ve yapıştırdı. Kızımız büyüyor.

   Yeni yıl herkese sağlık, mutluluk, huzur, başarı, bolca dost, iyi bir aile, sağlıklı ilişkiler, bol kahkaha ve bol para getirsin.

     Not : Piyango biletinizi almayı unutmayın. Bir yılbaşı efsanesi. Allahım tombala da alın tam olsun. Aklıma geldi yaa bunlar baba kız kesin tuttururlar tombala diye ooooofffff....

19 Kasım 2010

Kurban bayramı



     Kurban bayramı tatili geldi. Babası ve kızının 9 gün tatili var. Bir yanım çok mutlu ama evin alabileceği hali düşününce biraz uzun gibi geliyor. Hadi bakalım hayırlısı.

     Hafta sonunu evde geçirdikten sonra arife günü babaannemize gitmeye karar verdik. Bu nedenle Bayram sabahı ananne de yaptığımız kahvaltıyı arife gününe aldık. Ada hanım sayesinde saat 7'de kalkıp valizlerimizi hazırlayıp arabamıza yerleştirdik. Ananemize kahvaltıya gittik. Kahvaltı edilip bayramlaştıktan sonra düştük Tekirdağ yollarına.


 
     Ada ve anne arabada uyudu. Varmak üzereyken uyandık. Babaannelerimize ve Ada'ya Tekirdağ'a gideceğimizi söylemediğimiz için hepsine sürpriz oldu. Hepsi çok sevindiler. Akşam üzeri gelen halamız ile kadro tamamlandı.

Kumları bahçenin bir o yanına, bir bu yanına taşıdılar.

 
     Hava güzel, bahçe güzel Ada çok mutlu. Hepimizin keyfi çok yerinde. Ada bahçede kum ve topraklarla oynayıp sözüm ona ağaçlar dikiyor. Kendine bahçe yapıyor. Gitme vakti yaklaştı ama hiç birimizin dönmeye meyili yok gibi. Öğlen yola çıkacağız. Bakalım çıkacak miyiz?

     Burası öyle güzel ki Ada toprak keyfi yapıyor. Ne kadar büyük bir şanstır ki bahçe bulabilmek. Sebzelerle oynamak. Balkon kapalı, büyük bir salıncak içeri güneş vuruyor, elimde kitabım oh hiç dönesim gelmiyor. Ne kadar daha kalınır bilmem? Ama Bayram trafiğine de bulaşmadan dönmek lazım ki bayram zehir olmasın.



     Bir gün daha uzatarak bayramın 3. günü Tekirdağ'dan döndük. Halamız da bize geldi. 4. gün ise Palladium'a gidilerek önce oyuncakçıya gidilip bayram harçlıklarıyla bir tane oyuncak alınır sonra ise Play Garden'a gidip babası ile Ada eğlenirken hala ve anne de alışveriş yapar.

Bayram ile ilgili tek problem ise babaaneler haricinde bayram ziyareti yapılmadı. Ada bayramın farkına varsın istiyorum ama bayram misafirliklerinden de hiç hoşlanmıyorum. Artık başka bayrama....

Kızımın bahçesi

11 Kasım 2010

Çocuk Kitapları Haftası

     Çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak ve kitaplarla arasındaki bağı güçlendirmek için, her yıl Kasım ayının ikinci Pazartesi günü ile başlayan hafta, Çocuk Kitapları Haftası olarak kutlanırmış.

     Çocuk kitapları haftası nedeniyle Ada'nın okulunda konuşmacılar gelecekmiş, etkinlikler düzenlenecekmiş. Eve gelen yazı ise şöyle: " Öğrencilerimize, kitapların hayatımızdaki önemini anlatabilmek ve bu sevgiyi aşılayabilmek için 12 Kasım 2010 Cuma günü kitap şenliği etkinliğimize çocuk yazarları gelecektir...." Diye devam ediyor.

     Kitapları çok seven ve kızının da böyle bir alışkanlığı olması için yanıp tutuşan bir anne için çok güzel bir organizasyon.  Yarın orada kitap da alabilecekler bakalım ne alacak çok merak ediyorum.


     Umarım çok eğlenceli ve keyifli zaman geçirir ve kitaplara olan ilgisi de artarak devam eder.

8 Kasım 2010

10 Kasım Ödevimiz

Kızımın bu hafta sonu 10 Kasım için ödevi vardı. Atatürk ile resimler, şiirler gibi materyaller. Biz bunu hafta sonu yapmayı atladık. Kabul ediyorum, benim hatamdı. Çıkmış aklımdan.

     Bugün Ada'yı okuldan almaya gittiğimde aklıma geldi. "Ada Atatürk ile ilgili resimleri getirecektik, unuttuk" dedim. Ada "eve gidip yapalım o zaman" dedi. Eve geldik, evde Atatürk'ün hayatı ile ilgili bir dergimiz vardı. Ondan keser yapıştırırız diye düşünmüştüm. Ama nerde? Kim bilir nereye koydum? Bütün evi talan ettim yok.

     Biz de ne yapalım? Yüce Google'dan faydalandık. Ada'ya hitap edecek bir kaç resim bulduk beraber. Atatürk'ün hayat hikayesini falan seyrettik. Bir yerde konu geçti "Atatürk öldü" dedim. (Böyle yazınca da kendimi çok hain bir anne hissettim. Küçücük yaşta bir çocuğa söylenecek laf değilmiş gibi geldi. Ama bence doğmak, yemek yemek, uyumak nasıl doğal bir şeyse ölüm de öyle olmalı. Sıradan bir şeymiş gibi söylersem sıradan gelir diye düşünüyorum. Neyse bu şu anın konusu değil) 
     Cevabı ilginçti. "Atatürk ölmedi anne. Onu kaybettik (gibi bir kelime söyledi). Onu unutmadık, karnımızda yaşıyor"  Okulda öğrenmiş belli. Ama kalp ile karın konusunda biraz sorunlu....

     Sonra yazıcıdan resimleri döktürdük. Kartuşumuz da azalmış garip renklerde bastı ama yapılacak bir şey yoktu. Kendisi kesti. Büyük bir kartona yapıştırdı. Ödevin tamamını kendisi yaptı. Çok gururlandım. Bana ihtiyaç duymadan bir sürü şeyi yapabiliyor olması beni her seferinde mutlu ediyor ve duygulandırıyor.


     Bu arada resimler ile ilgili tek problem, yatay yada dikey çekilmiş onun için önemi yok. Sadece resimler simetrik durmalı :D Normal yapıştırmaya bir türlü ikna edemedim.

     Çarşamba günü karanfil yada kasımpatı çiçekleri götürecekmişiz. Anma töreni yapılacakmış. Ne kadar güzel bir şey çocukların Ata'larını bu kadar erken öğrenmeleri. Tüm okullar da vardır mutlaka ama hem okulla gurur duydum hem de kızımın büyümüş olması beni çok gururlandırdı.

29 Ekim 2010

Nurturia 1 yaşında

Nurturia; sevgili Nurturia ben seninle tanışalı 6 aydan fazla oldu. İlk tanışmamız Google'da bir şeyler ararken oldu. Siteye girdim, sorulardan faydalandım. Sonra soru sordum. Cevap aldım. Hem de çok hızlı cevap aldım. Sonra güncellemeleri okumayı keşfettim, anı defterini keşfettim. Çok keyifliydi.

     Üyeliğimin 2. haftası gibi 23 Nisan kutlaması vardı. Oraya katıldık. Çoğu kişiyi o gün tanımıyordum. Ama ailecek, çoluk çocuk sahil yolunda yürüyüş yaptık. Tanıştık, kaynaştık. Daha sonra Sapanca gezisi vardı haziranda, o da çok keyifliydi. Artık çoğu kişiyi tanıyordum. Ankara'dan bile arkadaşlar geldi, bu güzel buluşmaya . Burası diğer aile ya da kadın siteleri gibi sanal değildi. Daha sonra Asmalı Mescit'e gittik. Anneler olarak çocukları babalara bırakarak. Daha sonra Moda'ya Victor Levi'ye gittik. Dediğim gibi bu site sanal değil gerçek. Geçtiğimiz günlerde de ufaklıklardan birinin doğum günü için onlara gittik.

     Hamile arkadaşlar vardı. Hamilelik ve doğum heyecanlarına şahit olduk. Fotoğraflarını gördük, onlarla aynı heyecanları paylaştık. Deneyimlerimizi onlarla paylaştık.

    Senelerden beri tanıdığım arkadaşlarım gibi hissediyorum onları. Onlar benim akıl verdiğim, akıl danıştığım, yardımlaştığım insanlar. Çoluk çocuğumuzdan bahsedip bu kadar keyif aldığımız bir ortam bulmak zor. Anneler bilinçli, hurafelerle değil, araştırarak, okuyarak bilgileniyor ve bilgilerini paylaşıyor.

    Ben bu siteyi ve buradaki insanları seviyorum. Sanalın gerçeğe taşınmasını seviyorum. Siteyi kuran Damla ve Khan'a teşekkürler. 1 yaşındaki bebek Nurturia ile nice yılları hep beraber geçirmek dilekleriyle.

18 Ekim 2010

Ada Sek sek oynadı

     Bugün Ada ile babası bütün günü baş başa geçirdiler. Ben Lise arkadaşlarımla buluştum. Geldiğimde kendilerine hamburger yapmış yiyorlardı.

     Ada sek sek oynamak istemiş. Baba durur mu? Akşam üzeri sokağa çıktılar. Sek sek çizdiler ve oynadılar. Ada'da elinden geldiğince tek ayağının üzerinde zıplamaya çalıştı. Ve tabi anne hemen fotoğraf makinesini kapıp yanlarına koştu. Eeee kolay mı? Kızım sokakta oyun oynuyor hem de sek sek. :D

8 Ekim 2010

Hoşgeldin partisi

     Resimlere bakarken Ada'nın okulunun 2 hafta önce düzenlediği hoşgeldin partisinin resimlerini gördüm. Ben yoktum yanlarında ama fotoğraf makinasını verdim öğretmenine çekmişler sağolsunlar.

     Çok eğlenmişler pasta yemişler dans etmişler. Ada zaten dans etmeye bayılır. Bu arada resimlere bakarken gördüm yarım kollu giymiş o zaman. "Havaya bir de şimdi bakar ne kadar çabuk kış geldi" diyeceğim ama 3 gün sonra düzelip düzelmeyeceği de belli olmaz. :D 

15 Eylül 2010

Şeker Bayramı

     Kızımın bu kadar bilinçli olduğu ilk bayramdı. Bundan sonra her bayram daha da eğlenceli gelecek ona.

     Bayramdan 1-2 gün önce bayramlık aldık. Ada'ya bayram alışverişine çıkarken "annecim bak yarın bayram ve el öpeceğiz, şeker yiyeceğiz" dedim. "anne 23 Nisan mı?" dedi. Nurturia ile 23 Nisan'ı hep beraber kutlamıştık. Ada bu olayı o kadar sevmiş ki aklında o kalmış. eee diye kaldım. "yok annecim bu ramazan bayramı istersek şeker bayramı da diyebiliriz. Bu da başka bayram" dedim. Tabii Ada "ben şeker bayramı diyeceğim anne" dedi.  O sırada yanımızdan bir teyze geçiyordu "ooo senin daha çok uzun ömrün var öğrenirsin hepsini" dedi.     

     Alışveriş sırasında özellikle Ada bir ayakkabı sever olarak yine ayakkabılarını kendisi seçti. Ayakkabıların biri lame diğeri ise kenarında fiyonk olan pembe bir bot. O kadar bayıldı ki alırken. Ada zaten hep böyle, kıyafet alırken o kadar ilgilenmez ama sıra ayakkabıya gelince iş değişiyor ve çanta :) Ayakkabılarını alır almaz "giyeyim" dedi." Yok olmaz bayramda" dedik. Botlar ve ayakkabılar cırtlı bir baktık kendisi öyle güzel giymiş gelmiş ki çok şaşırdım, duygulandım. Gözümün önünde büyüyor. Bu arada cırtlar mutlaka üst üste gelecek kenarda beyaz kısmı görünüyorsa açılıp tekrar düzeltiliyor.

     Bayram sabahı olduğunda ananeye giderken eşofmanların altına giymek istedi. "bayramda giyecektik bayram oldu" dedi. Sonra kendi kendine vazgeçti "anne ben bunları dışarıda giyersem ananemin evinde bunlarla gezemem. En iyisi ben bunları ananemin evinde giyeyim" dedi. :)



     Ananemize gittik kahvaltımızı ettik. El öptük, bayram harçlıklarını cebine koyduk. Kendi parası olması o kadar hoşuna gitti ki. Babası ile karar verdik bu bayram topladığı bayram harçlıkları ile istediği gibi oyuncak alabilecekti. Ve uyguladık ta. 2. günü bir oyuncakçı yağmaladık. Ada çok mutlu oldu. Alışkanlık bu ya "sadece bunu alıcam di mi? diyor. "Senin bayram harçlıkların paran yetiyorsa al" dedik. 3-5 şey aldı ve o kadar mutlu oldu ki.
    
     Bayram benim içinde şeker ve harçlıktı. Harçlık bitti eski tadı kalmadı. Şimdi Ada'ya bayram coşkusu yaşasın diye tüm ritüelleri gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bayramlık, bayram namazı, ananede tüm aile yapılan kahvaltı ardından bayramlıkları giyip el öpme ve şeker, harçlık. Sonra gelen misafirleri ağırlama ve misafirliğe gitme (en sevmediğim kısmı da bu). Ada misafirlere çikolata tuttu ama daha önce çikolata almış olanlara vermedi. "Sen demin yemiştin alamazsın" diyerek. :)

     En güzeli ve Ada'yı en mutlu edeni ise babası 5 gün boyunca yanındaydı. Dün sabah baba işe gitti Ada uyandı. Yani rüya bitti. "ama ben bir tek seni istemiyordum. Babamla halamı da istiyordum." "Baban işe gitti kızım tatil bitti ama akşam gelecek hafta sonu da evde olacak" "hayır ama ben babamı uyandıracaktım" üüüfff keşke iş olmasa bir yerlerden para gelse sürekli kızım babasıyla doya doya vakit geçirse.
    
     Bir bayramda böyle geçti gitti. Darısı 9 günlük kurban bayramının başına aile
cek dört gözle bekliyoruz.    
  

Boya küpü ADA
Not: Önemli bir kısmı atlamışım. Bayramın 1.günü ben makyaj yaparken küçük kuzumunda makyaj yapmasına izin verdim. Bayıldı bayıldı. Bir ara ruju kendisi sürmeye kalktı. Tabii her çocuk gibi ağzı burnu bir birine karıştı. Ama çok şirindi.