Ada etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ada etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2012

Kendi İşini Başarabilmek


Bir anne olarak biraz sevinme ve gururlanma isini biraz abartmış olabilirim ama bugün yaşadığım olay çok hoşuma gitti.
Ada bu ayin başında kendi isteğiyle cimnastik kursuna başladı. Heyecan ve keyifle kursa gidiyordu. Dun aksam biraz biraz şikayete başladı.
"Anne hani saçları dik dik olmayan, saçları biraz az olan erkek öğretmen var ya, o barfikste yarasa gibi sallarken çok sallıyor ya korkuyorum ben" diye
Bugün okuldan alıp kursa gelirken " ben artık kursa gitmek istemiyorum" dedi. Nedenini sorunca yarasa gibi sallayan öğretmenin hızlı salladığını korktuğunu ve dizlerinin de acıdığını söyledi. Bende yeni başladığı bir isten zorlanınca, yapamayınca yada başka sebeplerle hemen vazgeçmemesi gerektiğini denemeye devam etmesi gerektiğini ama uzun bir sure durum değişmezse devam etmek zorunda olmadığını anlattım.
İkna oldu ama salona gelince yan çizmeye başladı. Bende " öğretmenin yanına git konuşabilir miyiz de kenarda bana anlattıklarını ona da anlat" dedim.
Hiç itirazsız " tamam" dedi ve gitti.
Öğretmenin yanına gitti. " konulabilir miyiz?" dedi. Elinden tutup kenara gitti ve konuştu ne konuştuklarını duyamasam da öğretmeni gülen bir ifadeyle Ada'ya bir şeyler söyledi. Sonra güle-oynaya antremana başlamak için sıraya girdi.
Dediğim gibi kendini ifade edebilmesi, öz güveni, sorununu kendi başına çözebilmesi. Çok mutlu oldum çok.
Ada problem gördüğü şeyi çözebildi mi? Bugün için evet antrenman parkurunda barfiks olmadı. Ada söyledi diye mi belki evet, belki hayır ama Ada,nın kendine olan güveni pekişmiş oldu.
İmza: keyfi yerinde anne :)

21 Eylül 2012

Mum Dilekleri


Bir önce ki yazıya yazmayı unutmuşum, sonradan eklemeyeyim dedim. Parti biterken mumları üflemek ve üflerken de dilek tutmak istedi. Tabii bir kaç mum yakildığı için bir kaç dilek hakkı doğdu. Dileklerin bir kısmı şöyle.

-Annemin, babamın ve benim yollarımız hep bir olsun.
-Annem, babam ve ben hiç ayrılmayalım.
-Annem fotoğraf kursuna gitmesin.*****(Haftada bir akşam 2 saatliğine gittiğim kurs)
- Bir sürü daha oyuncağım olsun, bir de onları koyacak yer olsun. (Oyuncak odasında da koyacak yer kalmayan bir çocuğun duası)
Ada'dan inciler. Bunlar en çarpıcı olanlar.

Ada'nın Partisi


Ada son zamanlarda kendisini aşmaya değişik ve bizi şaşırtan işler çıkartmaya başladı. Bunlardan biri de bu akşam bir anda ortaya attığı parti etkinliğiydi. Öyle iyi planlanmış bir parti yaptı ki babası da bende çok şaşırdık ve keyif aldık.

Akşam yemeği hazırlarken önce bana konser vermeye karar vererek baterisini ve orgunu alıp geldi. Sonra bir ara sesi kesildi. Sofraya oturmaya hazırlanırken salonda bir işler çevirmeye başladı. Salona oyuncaklar yaymaya başlamış bunun canımı sıkacağını düşünmüş olmalı ki hemen kılıfına uydurdu. "Anne biliyor musun ben içeriye oyuncaklarımı taşıyorum ve bir parti vereceğim" ee tabii böylesine yaratıcı bir etkinliğe ve onun heyecanlı haline dayanamadık anne, baba olarak. Başladı ballandıra ballandıra, heyecanla anlatmaya "Oyuncaklarım da partiye davetli. Partide piyanomdan müzikte çalacak. Sen, ben ve babam danslar  edeceğiz. Işığı kapatacağız ama o zaman karanlık olur, o yüzden mumları yakacağız. Parti için, kek, kurabiye de yaparız." Tabii kek ve kurabiye akşam saati için, hem de uğraşmak çok mantıklı gelmediği için onunla aynı heyecan da "ama parti için kek ve kurabiye yetişmez bence meyve partisi yapalım ne dersin?" diyerek partiye biraz meyve sıkıştırdım Ama neyse onunda çok hoşuna gitti. Yemeğini de hızla yedi (ki bu çok görülen bir şey değildir.)

Işıkları söndürüp bütün mumları yakıp müzik eşliğinde çılgınca dans ettik ve meyve yedik ailecek. Çok keyifliydi. Yaklaşık 1 saat süren etkinliğin ardından önce ben pes ettim. Bir süre sonra ise Ada...
Bu arada küçük hanım önce prenses eteğini sonra ise tütüsünü giyerek partiye katıldı.

Böylece ilk Ada partisi eksiksiz bir şekilde düzenleşmiş oldu... Biz artık bunu ara ara yaparız. Gerçekten çok keyifliydi.

18 Eylül 2012

Sadece Kum


Bir Sure önce Ada'yı Moda Parkı'na getirmiştim. Ama süslü puslu giyindiği için oynamakta zorlanmıştı. Bunun üzerine 1-2 gün sonra tekrar geldik. İstediği gibi oynadı.
Sonbaharın gelip havaların serinlemesi ile deniz-havuz sezonu da kapanınca toplu tasıma ile İstanbul gezilerimize başladık. Geçtiğimiz hafta Oyuncak Müzesi ile açtık sezonu.
Bugün ise Ada'nın isteğiyle Moda Parkındayız. Çocuğum yolda gelirken içinde kum olan bir park gördü. "Anne bak buraya da gelebiliriz" dedi. Kuzucuğumun tek derdi kuma bulanmakmış.
Söyle bir düşününce Kumlu olan parklar ne kadar da azmış.
20120918-184033.jpg

18 Mayıs 2012

Ada'nın Genetiği Keşfi


Sorular
Merak
Ada bir kaç günden beni bana "Anne ben sana mı benziyorum, Babama mı?" diye soruyor. Bende açıklıyorum. "Bana da benziyorsun babana da. Benim küçüklük fotoğraflarımda aynıyız. Senin şimdiki halini halana da benzetiyorlar" falan filan.
Dün konunun özü anlaşıldı. Tekrar sorulan ve soruya verilen cevptan sonra "Anne çok merak ediyorum benimde büyüyünce senin gibi beneklerim olacak mı? Yoksa babam gibi beneklerim olmayacak mı?"
Konunun benim yüzümde ki 2 tane ben onlduğunu anladım ama Ada'ya anlamamış gibi sordum. "Ne beneği kızım?"
"Senin yüzünde ki benlerden bahsediyorum. Benimde seninki gibi benlerim olacak mı? Yoksa babamınki gibi benlerim olmayacak mı?"
"Bilmiyorum anneciğim bunu büyüyünce göreceğiz" dedim.
Kendince genetik işini anlamış. :D

15 Mayıs 2012

Hafta sonu etkinliğimiz- Istanbul Truck Racing by Renault Trucks


Kamyon yarışları
Bu hafta sonu cumartesi günü Formula 1 pistinde kamyon yarışları vardı. Bir arkadaşımızın daveti üzerine gitmeye karar verdik.
İyi ki gitmişiz. Ada duyduğu an itibariyle heyecandan yerinde duramıyordu. Bir de ilk söylediğimizde sanmış ki kamyonları kullanabilirmişiz. "Onlar yarışacaklar biz izleyeceğiz" deyince çok bozuldu.  "Ama ben kullanmak istiyordum, şöyle yapsam böyle yapsam." diye biraz ısrar etti ama sonunda ikna ettik.
Ada'nın McQuin'i
Yarışlara gittiğimizde hepimize birer bayrak birer şapka aldı. Heyecanla izlemeye koyuldu. Hali görülmeye değerdi. Kamyonlardan önce arabaların yarışları vardı. Kırmızıyı gözüne kestirdi "Bu Şimşek McQuin" dedi. Mavi "Kral" , Yeşil ise "Chick" Yarış başladı. Büyük bir heyecanla bir tezahuratta bulunuyor. O gün Ada'dan başka kimse öyle tezahurat yapmamıştır.
Bir kamyonlarda da kendisine kırmızı olanı seçti. Çünkü o da Mc Quin'i taşıyan kamyon olan Mac'ti. "Maaaaccc haaaadiiii" Şeklinde tezahüratımız sürdü.
Kamyon yarışlarından sonra gitmeye karar verdik ama Ada hanım "n'olur kalalım" diye bir süre ısrar etti ama neyse vazgeçirebildik. Hatta pazar günü olacak yarışlara katılmak içinde çok ısrar etti.
Bir de yarışlara gitmeden bir kaç gün öncede "anne ben araba yarışçısı olmak istiyorum. Bana yarış arabası alır mısın?" diye soruyordu. Hem öğretmen, hem anne, hemde yarışçı olmak istiyormuş. Haydi hayırlısı.
Ada'nın "Kral"

10 Mayıs 2012

Ada'dan Seçmeler "Hişt Küçük Hanım"


Bir gün evi toparladım. Ada eve gelince odasında eşyalarını dağıttı.
Bende ona:
-Adacı(ğı)m bak ben bugün evi topladım. Ve evin toplu durmasını istiyorum. Lütfen gidip odanı toplar mısın?
Cevap şöyleydi:
-hhhiiişşştt küçük hanım bu ev senin evin olduğu kadar benimde evim. Ve bende odamın dağınık durmasını istiyorum. Tamam mı?
Anne bu lafın üzerine kısa süreli şok yaşar tabii...

9 Mayıs 2012

Ada'nın Bakkal Yorumu


Evimizin çok yakınında bir mahalle bakkalımız vardı geçen haftaya kadar. Çok kullanamasak da hafta sonları ekmeğimizi, gazetemizi aldığımız yerdi.
Bir kaç gün önce Ada'yı okuldan almış dönüyordum. Bir baktım kapatmış. Ada'ya kapandığını söylediğimde ne diyeceğini merak etmiştim. Akşam olduğu için mi kapandı diye düşünür acaba diye düşündüm. Aramızda geçen diyalog şöyleydi.
M: Aaa Ada bak bakkal kapanmış? İçerisi bomboş.
A: Evet kapanmış. Galiba para kazanamıyormuş o da kapatmış olabilir.
M: (Hadi yaa) O zaman kazandığı para yetmemiş olabilir mi?
A: Ama biz oradan alışveriş yapıyorduk. Bence kazandığı parayı boş yere harcamış ve parası bitmiş olabilir. Eğer parasını gereksiz yere harcamasaydı kapatmak zorunda kalmayabilirdi.

3 Ekim 2011

Oyun Odası Öncesi- Sonrası

Ada hanımın odasında oyuncakların yer kaplamasından bunaldığımız için evimizin bir odasını daha Ada'ya vererek "oyun odası" yapmıştık, bir süre önce.
Böyle olunca ne oluyor? Ada oyuncaklarını toplamayınca kapı kapatılıp çıkılıyor. Gerçi kuzu oyuncaklarını genelde topluyor. Konsantrasyonumuzun yüksek olmasının nedeni ise uyumadan önce toplanmayan oyuncakları ben deniz çöp poşeti ile topluyorum. Bu poşetleme işini bir kez yapınca Ada'nın motivasyonu bayağı yükseldi. (!)
Neyse, bir süredir düzgün giden toplama işi bir süredir eve uyku saatinde gelmemiz nedeni ile dağıldıkça dağıldı. Dün akşam odayı Ada ile birlikte topladık. (!) Ada bir şekilde oyalanmanın, işi başkasına yaptırmanın yollarını bulsa da beraber topladık sayılır.
Bunlarda odamızın dağınık ve toplu, Öncesi-sonrası halleri.









1 Ekim 2011

Yağmur Sefası

Sonbaharın gelmesi ile yağan ilk yağmurla beraber Ada yağmurluk, plastik çizme, şemsiye okula gitti. Dönerken ise yolda gördüğümüz tüm su birikintilerinde hopladı, zıpladı, dans etti. Çok ama çok keyifliydi.

Eve geldik. Tayt, külot hepsi sırılsıklam olmuştu. Çizmelerini çıkarırken ise içinden sular aktı. Tabii çoraplarda su gibi. Doğru banyoya...

Aaaahh aahhh annem hiç izin vermezdi bize. ıslanırsınız, üşürsünüz derdi hep. Ada ise suyun içinde dans ederken o kadar mutlu o kadar keyifli ki o eğlenip mutlu oldukça ben de çok keyifleniyorum.

Ada su da oynarken dedim ki "Bende senin gibi plastik yağmur çizmesi alacağım. Seninle suların içinde oynayacağım" "Sana göresi yoktur ki" dedi. Ama en yakın zamanda bende bir yağmur çizmesi alıp yağmurda Ada ile suların içinde dolaşacağım kararlıyım. Yağmur da demeyelim gerçi bu anlattıklarımın hepsi yağmur ardından gerçekleşti. Yağmurda Ada ile oynama fikri gelince aklıma fark ettim ki ben yağmur çamur çok sevmem ama yağmur sonrası Ada ile su birikintilerinde oynayabilirim.





15 Ağustos 2011

Bir süredir ortada olmayan kaçak? İşte o benim!

Merhaba;

Malum Ada'nın okul tatil, onunla gezmek, oturmak, oynamak, eğlenmek derken vakit nasıl geçiyor anlamıyorum.(Bazı sancılı günler hariç)

Şöyle bir baktım ki blog da bu yoğun günlerden nasibini almış. Boş kalmış. Ama vakit yok mu? Var tabii ki ama yazacak adam yok. Ya da yazacaklarını toparlayana kadar Ada aklını başından alıyor.

En son yazımda, okulların tatil olması ile ilgili endişeli olsam da şu anda halimden memnunum. Gerçi Ada ara sıra burnumdan getirip beni kızdırmıyor değil ama keyifli geçiyor günlerimiz genelde.

Geçtiğimiz hafta da babamız ve halamız ile tatil yaptık. Ada çok ama çok mutlu oldu. Babası ile uzun vakit geçirmeye bayılıyor. Gerçi ne uyku saati, ne yemek saati kaldı ama olsun o kadar keyifli ki ötekileri hallederiz.

Geçtiğimiz hafta hem tatil, hem de hasta idi kuzum. Tatilde halsiz ve hasta olsa da yine de tadını az çok çıkarttı. Ama bugün tartıldı ve neredeyse 1 kilo vermiş. Hemen yarın itibari ile kendimizi toparlamamız gerekiyor.

Okulunu çok özledi. Yani sık sık "okulumu özledim, arkadaşlarımı özledim" diye sayıklıyor. Geçenlerde öğretmenini, okulda ziyaret ettik. Bu haftada sanırım tekrar uğramak isteyecek. Yeni bir arkadaşları varmış sınıfta öğretmenleri söyledi. Şimdi onu çok merak ediyor.

Bana gelince; evet başlarda biraz sıkıldım. Yine düzen değişikliği falan bünyem alışana kadar zorlandım. Malum okul varken kendime ait devaktim vardı. Gerçi Ada okula ilk başladığında da kendimi boşlukta hissetmiştim. Benim değişikliklere alışmam biraz zaman alıyor. Her neyse; tekrar sabah uyanıp kahvaltıları, öğlen uykusu ve yemeklere evin düzeninin kaldığı yerden devam etmesini sağladıktan sonra günlerimiz keyifli geçmeye başladı. Anne kız gezdik bol bol, havuza, parka, arkadaş gezmelerine gittik. Ekim ayına kadar tatilimiz devam edecek. Umarım daha sık blogla ilgilenirim ama o zamana kadar beni mazur gör blog kardeş.....


Bu arada bu kış dönemi ile ilgili iş hayatına geri dönmek gibi planlarım var. İsteyip istemediğimden emin olmasamda buna ihtiyacım olduğunu biliyorum. Kariyer.net cv'mi bile güncelledim. Neyse bu başka bir yazı konusu umarım onu da yakın zamanda yazarım.


9 Haziran 2011

Yakında okullar tatil oluyor. Sevinmek yada sevinmemek

Ada geçen sene yuvaya başladığı gün geldi aklıma. Nasıl da sudan çıkmış balığa dönmüştüm. Nasıl da kendimi yalnız ve terk edilmiş hissetmiştim. Tabii zamanla insan her şeye uyum sağlıyor. Bütün bir sene geçmiş gitmiş tatil zamanı 17 Haziran okul tatil olacak.

Okulun en çok sevdiğim yanı evde sadece akşam yemeği mönüsü sorunum vardı. Maasef şimdi sabah, öğle, ikindi, akşam. Tabii bunlar mutlaka kayıyor. Şimdi sabah uyan kahvaltıyı hazırlarken saat geç olur sonra öğlen yemeği kayar haliyle ikindi yemeği hiç olur gider. Akşam sabit baba onu yemez, kız bunu yemez. Öğlen uykusu için sessizlik gerekir. "Ada hadi ellerini yıka, Adacığım dişlerini fırçala" v.b. cümleler. Bunları düşündükçe tatil fikri bunaltıyor.

Ama sonradan şu kısmı aklıma geliyor. Sabah uyanıp hadi hazırlan, hadi okula koştur telaşı olmadan uyanan anne ve Ada yatakta keyif yaparak, kediler gibi mayışa mayışa uyanabilir. Sonra çok sıcak olmayan günler yada günün nitekim daha serin saatleri seçilerek İstanbul gezmeleri yapılır. Kâh Adalar olur, kâh Eminönü, kâh Taksim. Aklımıza neresi gelir, nereye canımız isterse gezeriz. Sonra koyun koyuna uyunan öğle uykuları. Akşam üstü park sefası, hafta sonları anane, babanne yazlıkları. Balkon yıkamalar, küveti yada şişme havuzu doldurup mutluluk çığlıkları ile oynayan Ada'nın keyfi sanırım her şeye değer.

16 Mayıs 2011

Pasta Şenliği

Ada'nın okulunun pasta şenliğine gittik cumartesi günü. Büyük okullarında bütün şube anaokullarının katıldığı bir pasta yapma etkinliği düzenlemişler. Ada kaç günden beri büyük bir hevesle bu günü bekliyordu. Emin olun ben de Ada kadar hevesle bekliyordum. Şansımıza hava da mükemmeldi.

Önce içeriye girdik pastamızı yapmaya. Öğretmenimiz bize aşçı şapkalarımızı verdi, eldivenlerimizi verdi. Neler yapabileceğimizi gösterdi. Çok güzel çilekli bir pasta yaptık kızımla. Babamız da bolca resim çekti.
Pastamızı da alıp okulun parkına çıktık. Büyük okulun parkı çok büyük. Bir sürü çocuk vardı tabii. Ada bir sınıf arkadaşını da bularak. oynamaya başladı ve yavaş yavaş kendini doğaya vermeye başladı. fırfırlı, tüllü eteği ve koton çorapları ile önce kumların içine uzandı. Kendi kendime tepki vermemeye söz vermiştim ve vermedim. Bir süre sonra ise ayakkabılarından da kurtuldu, koton çoraplarıyla gezdi. Çok ama çok eğlendi. Biz de arkadaşının anne ve babası ile sohbet ettik.
Eve dönme konusunda Ada'yı biraz zor ikna etsekte mükemmel bir gün geçirdik.
Marmara kolejine organizasyon için çok teşekkür ederiz. Öğretmenlerimize ve müdürümüze de.

10 Mayıs 2011

Baba olma hali

     Geçenler Ada'nın okulundan çok güzel bir anneler günü hediyesi aldım. Detaylarını diğer yazımda paylaşmıştım. Bugün de Blogcu Anne'nin de paylaştığı konuyu görünce aklıma geldi.

     Cd' de, Ada "annenin görevleri temizlik yapmak, yemek yapmak, beni okula götürmek" diyor.
Babamızla konuşurken "bir taraftan sevindim bütün yaptıklarımı saymış, bir taraftan da üzüldüm, bunların dışında bir şey yapmıyormuşum" dedim. Baba da "takıldığın şeye bak" dedi.

Sonra bir süre sonra Ada'ya sordu: "Ada babanın görevleri ne? neler yapar baba" diye.
Ada'nın cevabı dudağını bilmem der gibi bükerek"hiiiç sadece işe gider" dedi.
Babanın yorumu ise "hiç olmazsa senin bir şeyler yaptığını söylüyor" oldu.
Hakikaten çok komikti.

     "Yiğidi öldürüp hakkını vermek" derler ya. Babamız da hakikaten Ada ile vakit geçirmek için elinden geleni yapar. "Yorgunum, uykum var, işim var" demez. İşlerini erteler, Ada'ya ve bana vakit ayırır. Evde yardım istesem koşarak yapar. Tamam biraz gecikmeli ve biraz rötarlı olabilir, kimi zaman ev işlerinde ama yapar.

     Ada ise elle tutulur, gözle görülür bir görev yüklememiş olacak ki " hiiiç " dedi. Yazık kocama

 

Park Macerası

     Bir süreden beri kıştı, ayağım sakattı, iyileşiyordu derken Ada ile parklarda koşturmayı unutmuşum. Gerçi bugün ki kadar hiç hareket etmemişimdir zaten.    
     Havalar bir rüzgarlı, bir güneşli derken okul çıkışı Ada'yı parka götürmek isteyip isteyip vazgeçmek zorunda kalıyordum. Ama bugün karar verdim. Hava rüzgarlı olmasına rağmen güneş yüzünü gösteriyordu ve biz parka gidecektik. Ada'yı sabahtan okula bıraktıktan sonra işlerim vardı onları hallettim. Sonra yaklaşık 1 saat evde kaldıktan sonra tekrar annemle çıkmam gerekti. Bir kaç saat süren çarşı, banka işlerinden sonra eve gelip 1 saat kadar daha dinlendikten sonra Ada'yı okuldan almaya gittim.

     Okula gittiğimde Ada benden önce davranıp "anne parka gidelim mi?" dedi. "Bilmiyorum, bakalım arabamız bizi nereye götürecek" dedim. Parka gittik. Gittiğimiz parkta bizden başka kimse yoktu. Ada "Anne burada hiç arkadaş yok, burada benim canım yalnız sıkılır" dedi. Eeee Anne bunu duyunca ne yapar? Tabii ki park arkadaşlığı...

Parkta     Birlikte oyuncak ayımızı kaydıraklardan kaydırdık. Bu arada ben kaymadım, ayıcığı kaydırdım. Ada ve ayıcığı ayrı salıncaklarda salladım. Ayıcıkla Ada tahterevalli de oynadılar. Anne kız yakalamaca oynadık, boğuştuk derken, artık girmeye karar verdik. Ada'ya kitap alacağım için bir A.V.M'ye gittik. Konu gelmişken söyleyeyim Neomarin de yemek katında bir kitapçı var çok çeşit var. İyi yayın evleri var kesinlikle tavsiye ederim. Tabii A.V.M.'ye gidilirde oyuncakçı bir dolaşılmaz mı? Onu da dolaştık. Sonra kitapçıda kendimizi kaybettik derken. Akşam eve kendimizi zor attık. Gerçi Ada hanım yemeği orada yememiz konusunda bir hayli ısrar etti. Bir arada "senin yemeklerinden güzel buradakiler" bile dedi. Ama evimize geldik.

     Bir çırpıda yemek hazırlandı, baba geldi, yemek yendi derken. Ada evde kuşlar gibi şakımaya devam ederken ben kımıldayamaz haldeyim. Yürürken topuklarım, bacaklarım ağrıyor, gözlerim kapanıyor. Sanırım hamlamışım. Kıştı, sakatlıktı derken...




Eeee önümüz yaz Ada'nın okul tatil olacak. Sürekli beraberiz, antrenman yapmak, alışmak lazım. Yoksa her akşam böyle yorgunluk dayanılmaz. Gerçi havalar bir açsa biz kızımla şehir turuna başlarız. Adalar senin, Taksim, Eminönü, Sultanahmet benim gezeriz de gezeriz. Tüm toplu taşımalara bineriz.
Böyle düşününce özlemişim kızımla başımıza buyruk gezmeleri...

6 Mayıs 2011

Okulun anneler günü hediyesi

    Dün Ada'yı okuldan almaya gittim. Öğretmeni Adacığım unutma annene vermeyi falan deyince tahmin ettim. Anneler günü hediyemiz vardı.
     Evde Ada önce kartpostalımı verdi. İçine çok ama çok güzel bir  resim yapmıştı. Resim bile başlı başına bir keyifti ki yanından bir de anneler günü için hazırlanmış bir cd çıktı. Cd'nin zarfı bile bunun için hazırlanmıştı.


CD'de önce Ada ile yapılmış sorular sorulan bir röportaj kısmı vardı.
Soru: Annen sana neyi hatırlatıyor?
Cevap: Oyun oynamayı
Soru: Annen ile yaşadığın en güzel an
Cevap: Gezmeye gitmek
Soru: Annen ile en çok ne yapmaktan hoşlanırsın?
Cevap: Temizlik
Soru: Elinde sihirli bir değnek olsa annen için ne yapmak isterdin?
Cevap: Özel bir pijama
Soru: Annenin en çok hangi özelliğini beğenirsin?
Cevap: Burnunu beğeniyorum :)
Soru: Sen anne olsaydın nasıl bir anne olurdun?
Cevap: Çocuklarını seven bir anne
Soru: Annen ile en çok nereye gitmek istersin?
Cevap: Markete, Optimum'a
Soru: Annenin görevleri nelerdir?
Cevap: Yemek yapmak, temizlik yapmak, beni okula götürmek
Ve arkasından Ada'nın bu yıl ki fotoğraflarını slayt haline getirmişler.
En sonunda ise "İYİ Kİ VARSIN ANNECİM SENİ ÇOK SEVİYORUM" deyip öpücük gönderiyor.

Canım kızım iyi ki varsın, iyi ki seni doğurmuşum. Sen benim kalbimsin.

Şimdi çalan kapı da kim vardı dersiniz? Baba sponsoru ile anneler günü hediyesi Bonyfood. :)))) (E tabi bunda benim dile getirmemin de etkisi var)



      Bu arada Ada ile babası bana hediye almak üzere geçen gün A.V.M'ye gittiler. Ada dayanamayıp ne aldığını söyledi. Bana "el arabası almış" içinde de kova ve kürek falan varmış. "Yaza ananemin tatil evinde beraber oynarız" dedi. Kızım diye söylemiyorum. Çok tutumlu hepimizin kullanabileceği hediyeler alıyor. :) Onun resimlerini de pazar günü açınca eklerim.

3 Mayıs 2011

Ada'nın Çizimi

Ada hanım beni sık sık şaşırtıyor bu da onlardan biri. Geçen gün gözümün önünde bir "ayı" resmi çizdi. Öyle bir ayı resmi çizdi ki ben bile şaşaırdım. Hatta başta belki ben benzetmişimdir farklı bir şeydir diye "Adacığım o ne resmi?" dedim. "Anne görmüyor musun o bir ayı" dedi. "Evet evet gördüm kızım bana sen bir tarif et bakalım bu kafası mı mesela" dedim. "Evet" dedi ve anlattı. Yani gördüğüm doğruymuş.

Yukarıda en tepede ki kuyruğu. Sol arka bacak tarafından bakarak çizilmiş gibi :)

2 Mayıs 2011

Yapay Kar Mekanı

Ada kara bayılıyor. Geçen sene biraz kar olmuştu ve çok hoşuna gitmişti. Bu sene ise büyük bir merak ile her gün kar beklerdi ama bu kış kar göremedi. Dün Sonunda Torium'da ki karlara kavuştu. Torium da Ada'nın en çok sevdiği iki şey olan kar ve dinazorlar vardı. Ama ikisine birden girmedik. Ada öncelikli olarak "kar" dedi.

İçeri giriş 1 saat kalış için yetişkin 20tl. 12 yaşına kadar 15tl. Mont, bot ve eldiven veriyorlar. Çok içime sinmese de baba kız giydiler ve girdiler. Benim ayağım yeni iyileştiği ve başıma yeni bir iş açmak istemediğim için girmedim.